Manavgat yangını izlenimleri
Manavgat yangının 7.günü. Olay yerinden yapılan canlı yayınlar arkadaş dost ve akrabalarımızla görüşmelerimizde facianın büyüklüğünü hissetmek mümkün. Kentin üstünü bir is bulutu kapladı günlerdir. +45 sıcaklıkla nefes alamayan bir milyondan fazla insanız. Ama görmek hem yurttaş hem de bir gazeteci gözüyle bakmak için yola koyuluyoruz Manavgat’a doğru. Sıcak hava etkisini Manavgat’a yaklaştıkça artırırken, Taşağıl Mahallesi girişinde Jandarma kontrolünden geçerek yola devam ediyoruz. 2 noktada güvenlik kontrolü var. Sosyal medya çılgınlığı içinde sarhoş olan yurttaşlardan ‘like’ amacı ile alana girmek isteyenlere de denk geliyoruz. Diyanet Vakfı, Antalyaspor taraftar dernekleri yangın çalışmalarına katılan ekiplere iç çamaşırı eldiven ulaştırmaya çalışan amacı sadece ‘yardım’ sade yurttaşları da görebilmek mümkün yolda. Türkiye’nin dört bir yanından il ve ilçe belediyelerinden valiliklerden yardım yetişmiş bölgeye. İtfaiye arazöz büyük iş makinaları su tankerleri hız kesmeden çalışıyor. Taşağıl Kızılağaç bölgesi ilk durağımız görüntü alırken, soğutma çalışmalarındaki müdahale yetersizliğini görebilmek mümkün. Kül kokan bir dağa tırmanıyoruz. Bir yere kadar araçla gidiyoruz sonrasında ise yürüyoruz , sadece izinli iş araçlarının gidebileceği noktaya varıyoruz. Dağın eteklerinde 2 katlı bir evin bahçesi AFAD, Kızılay’ın dışında gönüllülerin olduğu doğal bir yardım merkezi haline gelmiş. Bu ülke insanının her şeye rağmen acıda duygudaşlık etmesi ve yardımlaşma konusundaki kadirşinaslığını görebilmek mümkün oluyor orada. Manavgat AKM’de yer alan yardım merkezinde de herkes iş başında. Antalya Muratpaşa Dutlubahçe sakinleri toplanarak dolma sarıp ormancılara itfaiyecilere ev yemeği getirmek istemiş. Sıcak bir kase çorba geçsin boğazlarından diye düşünmüşler. Kızılağaç, Beşkonak yaylasını çevreleyen yüksek orman alanlarının sık olduğu bir bölge. Siren sesleri birbirine karışırken bölgeye gelen siyasilerin gelişleri de olay yerinde hemen kendini hissettiriyor. İktidar partisi üyelerine yakınlığı ile bilinen RATEM yönetim kurulu üyesi gazeteci İdris Taş Taşağıl’lı. O’nun sosyal medya paylaşımlarında tüm iktidar vekillerini etiketleyerek ‘Buraya uçak istiyoruz bölgede büyük tehlike mevcut’ diye nezaketini koruyarak yaptığı paylaşımlar söndürme çalışmalarına etki etmişe benziyor. Birçok köylü iyi ki de ‘Hemşerimiz İdris varmış’ diye söyleniyor yüksek sesle. Teşekkür edilmeli elbette ama bu aynı zamanda eşit yurttaşlığın bu ülkede özellikle son 20 yılda nasıl eşitsizliğe dönüştüğünün de bir resmi. Sessiz ama kudretli güçlü kadınlar ise her zamanki gibi eylem içinde. Gecelerdir hayvanların otlaklarının başında nöbette olduğunu ifade eden Mümine Abla’nın ‘51 yıldır burada yaşıyorum. Yangınlar oldu ama bu kadar büyüğünü görmedim. Arazöz isterken bile ‘Dayın varsa daha kolay gelir’ dediler. Uçaklar az. Vallahi billahi biz vergimizi veren insanlarız neden uçak yok. Neden’ derken ki isyanı esasen Türkiye çapındaki tüm yangınların özeti gibi.
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin sorumluluğun belediyelerde olduğunu ifade ettiği gerçek dışı açıklamaları, AKP’li Gündoğmuş Belediye Başkanının empati yoksunu bir şekilde yangının hemen ardından TOKİ Satış Ceo’su gibi konuşmaları Manavgat ve bölge insanında büyük tepkiye neden olmuş durumda. 30 yıllık itfaiye amiri Tokat Reşadiye’den gelen Gültekin Erdem’le su depolamaya giderken araç içinde ettiğimiz sohbette ‘Böylesi büyük yangına az rastladık’ demesi gözlerinin altında biriken yorgunluğu gösterirken bir yandan da şişen ayakları ile çalışmayı sürdürmesi direncin resmi gibi çıkıyor karşımıza. Rüzgârın yönüne göre ateş sıçrıyor zaten yangın bölgesi olan alanda maskesiz gezebilmek akıl karı değil. Tatvan’dan yangını duyar duymaz yola çıkan yardım ekipleri ile konuşuyoruz o sırada yanımıza gelen Antalya Jandarma Komutanlığı’ndan bir yetkili nerelisin diye sorarken Hizan’lı olduğunu söylüyor, sohbetimiz ‘Bu toprakların hepsi bizim yanan her ağaçta giden bizim geleceğimiz’ diyen bir belediyeci gösteriyor işte toplumda sağlam olan yapının harcını. Tüm dünyayı ele geçiren ‘İklim Krizi’ sinyallerini vererek gelmişken, bir takım odakların siyasi günlük kar amacıyla desteklediği ‘sabotaj’ iddialarının asılsızlığını bu resimle görmek mümkün. Bu memleket Kürt Türk Çerkez’i ile bir bütündür işte. İktidar tarafından diri tutulan tüm nefret dili ve hedef göstermelere rağmen sağduyu egemendir Taşağıllı’da da küle dönen Kalem Köyü’nde de ! Aynı alanda iktidarın bölge vekili Atay Uslu halkla sohbet edip helikopterin gelişi ile ilgili aldığı bilgiyi telefonunun hoparlörünü açarak halka dinletirken, yurttaşların hükümete yönelik ‘uçak eleştirilerini’ bir nebze hafifletmek istiyor. Muhalefet partisi CHP’li vekil ise Rafet Zeybek yaptığı canlı yayında ‘Yanıyoruz uçaklar nerede’ diye isyan ediyor ve alkışlarla isyanı destekleniyor. ‘Atay Uslu burada hiç konuştunuz mu çalışmalar son durumu’? diye soruyorum milletvekiline. Aldığım cevap şaşırtmıyor ‘Hayır biz sadece Büyükşehir Belediyesi’nden bilgi alabiliyoruz diyor. Yörüklerin kendine has bir açık sözlülüğü vardır erkekler zaman zaman patavatsız olsa da kadınlar çok daha nettir. ‘Lök’ gibi kadınlardır bölge insanı tabiriyle. O lök gibi kadınlardan biri ‘Sabah Kemal Çelik, Mustafa Köse burada idi. Onlar gelince helikopterler hemen geliyor’ dedi gözlerimin içine bakarak. Yine İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun Kepez Belediyesi’nin İçişleri Bakanlığı’nca yangından etkilenen Evrenseki, Çolaklı, Gündoğdu, Yavru Doğan, Kalemler, Çardak, Şişeler ve Hocalı mahallerindeki çalışmalarda görevlendirildiği geliyor aklıma. Kepez Belediyesi araçları da alanda mesaide ama “Genel Hayata Etkili Afet Bölgesi” ilan edilen Manavgat’ta şu ortamda çok başlılığa ne gerek var anlamak mümkün değil. Büyükşehir Belediyesi , Manavgat Belediyesi varken neden Kepez? Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel olsa idi yetki yine mi Kepez’i mi verilecekti acaba? Sanmıyorum. Büyükşehirlerde kaybedilen yönetimlerin acısı üzerinden siyasi kazanım hesapları mıdır şimdilerde düşünülmesi gereken. Hiç değil ! İletişim ve yönetim zafiyetinin bir resmi olarak kalacak bu yangın felaketi zihinlerde. Milas Belediye Başkanı’nın yardım çığlıkları geliyor hemen aklıma yine yeni yeniden….
Kalemler Köyü’ne gidiyoruz sonra. Ah Manavgat Kalemler Köyü, kan değil ama can bağım olan bir dostumun annesinin yemyeşil köyü. Orasını 2019 da görmüştüm en son. Yeşili içine çeken cinsten göz kamaştıran bir yerdi o köy. Göç insanlarda köye özlemi artıran bir duygudur. Hele ki ; öz toprağından uzak büyümüş isen. Ben de yaz tatilinde köye giden çocuklara imrenerek geçirdim çocukluğumu. Bazen Manavgat Peri bazen de Kalemler’i düşünerek güzel arkadaşlarımın köyünü ara ara ziyaret ederek… Şişeler ve Kalemler’de yaşayan gençlerin gözlerinde halen süren yangını görebilmek mümkün. Bir genç yanarak koşan bir tavşanı nasıl unutabileceğini soruyor. Yanıtsız kalıyorum. Yalnızlık hissinden bahsediyor. Bir arozöze ulaşmak için verdikleri mücadeleyi anlatırken dertleştiği ağaçlar yok olduğu için koyunları keçileri yandığı için ağlıyor. Tüm olağan üstü durumlarda yardıma direk koşan askerleri göremediği için ağlıyor. Orman işçilerinin mücadelesini anlatıyor bölgenin eski yaşayanları ise geçmişteki orman işçilerinin tecrübesinden bahsediyor. Tarım ve Orman Bakanlığı 2021 yılında 3’ü daimi 2080 orman işçisini İşkur üzerinden mevsimlik olarak istihdam etti. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile birlikte 2018 de tek bakanlık çatısı altında birleştirilen tarım ve orman entegre iki alan olmakla birlikte apayrı uzmanlık gerektiren konular. Bakanlık (2011 yılında kurumun yapısında yapılan son büyük değişiklik ile Bakanlığın ismi Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’ndan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na dönüştürülmüştü. Orman ve Su İşleri Bakanlığı da aynı yıl Çevre ve Orman Bakanlıklarının birleştirilmesiyle kurulmuştu. 703 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında kurulan yeni kurum hükümet sisteminde sayısı 16’ya düşen Bakanlıklardan biri oldu) bu yapılanamama süreçlerinin de bakanlıkların yapısını liyakat anlayışının nasıl rafa kalkmasının sonuçlarını görebilmek için Manavgat yangınını doğru okumak da yeterli aslında. Dert yanan ev meselesi değil sadece; mantar topladığı ağaçları sohbet ettiği hayvanlarını kaybedilen ekolojik dengenin yitişinin acısını anlamak için bütünlük içinde bakmak gerekiyor.
Geçtiğimiz akşam bütün zararın telafi edileceğini söyleyen Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tavuklardan bahsederken ‘Beyaz et’ diye söz etti. Tek adam rejiminde vasfını yitiren TBMM’de ses vermeye çalışan vekiller olsa da yetersiz, başkanlık sisteminin olaylara bakışını özetleyen bir detaydır ‘Beyaz et’ .Barış Bıçakçı’nın kaleme aldığı aynı isimli kitabı Seyfi Teoman beyazperdeye aktarmıştı. “Bizim Büyük Çaresizliğimiz”i. Küle dönen ve soğutma çalışmaları tamamlanamayan gri bir orman kalıntısı arasında gezerken is kokusu genzimi yakıyor ve bizim büyük çaresizliğimizi düşünüyorum. Pasifize edilmeye çalışılan muhalefet belediyeleri, kaos ortamı, kraldan çok kralcılar, insiyatif alamayan liyakat yoksunu bazı yöneticiler, like peşinde yayın yapan bazı siyasiler ve onların yılmaz neferleri, viran ve perişan olmuş bir yurttaş kitlesi. Yanan sadece ormanlar değil ki, yurttaş olarak sahip olamadığımız güven duygusu bir kez daha yerle bir oldu. Yangın alanlarında çaresizce yardıma koşan her yurttaşın haklı sorusuna ise net cevap yok. THK’ nın antika diyerek atıla çıkarılan söndürme uçaklarından faal olanları gazeteci arkadaşlarımız görüntüledi. Siyasi meze olan THK’ya fatura keserken karşısına hangi antika olmayan yeni filoyu kurdunuz? Yine çelişkilerle dolu açıklamalarla şaşırtmayan iktidar yetkilileri Akdeniz çanağında ve yangın ülkesi olarak geçen İtalya Fransa ve İspanya’nın filolarına bakmak bir yana mevcutları bile koruyamayan nitelikte. (https://tr.euronews.com/2021/07/29/akdeniz-ulkelerinde-kac-yangin-sondurme-ucag-var-orman-yanginlari-thk)
Neden Türkiye gibi yangın bakımından riskli bir ülkede yangın söndürme uçak filosu yoktur? Turizmin başkenti diye övündüğünüz bir dünyanın tanıdığı Antalya, Muğla gibi illere verdiğiniz değer bu mudur? Deli sorular ve yanık kokusu genzimi yakmaya devam ediyor, gözlerim yaşarıyor…










