Her renkten her iklimden kadınlarla buluşuyorum. Amacım ise onların yaşam penceresinden yaşadıklarını aktarmak dilimin döndüğünce.
Her yıl 8 Mart’ta kutlanan ‘Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün 162 yıllık bir geçmişi var. Kadınlar, kız kardeşlerinin anısına sahip çıkmanın kendi hayatlarını eşit ve özgürce yaşamanın gereği olduğunu bilerek 8 Mart’ı kadınların birlik, mücadele ve dayanışma günü ilan etti. O günden bugüne kadın mücadelesi dünyada ve ülkemizde devam etmekte.
Son yıllarda ülkemizde ise İstanbul Sözleşmesi başta olmak üzere uluslararası yükümlülüklerinden vazgeçme eğilimi göstermesi, kadına yönelik şiddet olaylarında artışa yol açtığı gerekçesiyle eleştiriliyor. Türkiye’nin nüfusun yarısını kadınların oluşturmasına rağmen, bugün halen şiddet kurbanı olmalarının yanı sıra siyaset, çalışma, eğitim gibi alanlarda da toplumsal şiddete maruz kalıyor kadınlar. Kadınların hak ve eşitlik mücadeleleri sürüyor. Geçtiğimiz günlerde twitter da başlatılan ve ses getiren erkekyerini bilsin kampanyasına gelen eleştiriler açıklamalar ve kadına yönelik ayrıştırıcı dil kullanımı mücadelenin ne derece önemli ve gerekli olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Kadın ve mücadele kelimeleri her geçen gün daha da yakınlaşıyor sanki. Bu röportaj dizinde toplumda iş hayatında emek gösteren anne olan boşanan ya da iş hayatında mobing baskılara rağmen hayata tutunmaktan vazgeçmeyen kadınlarla sohbet etmek istedim . Yaşadıklarını anlatmak niyeti ile onlarla buluşmak istedim. Bir elçi bir anlatıcı olarak onların hayatından mücadelesinden yola çıkarak bir pencere açmayı amaçladım.
İlk röportaj konuğum ise aktivist bir kadın, 103 Korkmaz İnsan ismini yaşatmaya çalışan bir anne . Zöhre Tedik












