Şiir Anneye 2 – Nilüfer Belediyesi

Leben

                                                                                                                                   Antalya,10.08.2021

Merhaba şiir anne,

Yazarak olmaya ve oldurmaya çalışmak bir tercih meselesi. Bu tercihte bulunanlar bazı yoklukları da peşinen kabullenir aslında. Bazı coğrafyalarda bu yokluklar o kadar çoktur ki var edebildiklerini anımsamak güçtür. Güçlüklerle elde edilenler ise bir o kadar kıymetli.Ama direnerek var edersin, bir direnme yolculuğudur esasen yazmak. Geçenlerde 155 yazan,çizen düşünen kadın bir bildiri yayınladı, yayınlamak zorunluluğunu hisseden özel ruhların buluşmasının nişanesi bir metin. Toplumsal cinsiyet eşitliği adına dev bir adım atıldı 2011 yılında hatırlarsınız. “İstanbul Sözleşmesi’ni imzalamıştık. Bu emek emek işlenen kadın hakları mücadelesi için mühimdi. Biz toplumda bir yaşam pratiği haline gelmesi gereken sözleşmenin tüm maddelerinin her durumda uygulanmasını beklerken, geldiğimiz noktada tam aksi bir istikamette sözleşmeden çekilme kararı aldı iktidar. Baskın erkekliğin, eril dilin dozu her geçen gün arttı, nefes almak daha da güçleşti şiir anne. Uygulamadaki boşluklar,kusurlu kararlar, kadın cinayetlerinin bir salgına dönüşmesine neden oldu. Tüm bu tartışmalar sürerken her kadın bir rakama dönüştü. İktidar, sözleşmeden çekildi apansız ve saçma sebeplerle. Kadınlar örülen duvarın yükselişinden ürktü. Kadın cinayeti haberleri 3.sayfalardan 1.sayfalara taşındı ama eril zihinler cezasızlıktan aldıkları dayanakla her sokakta, her odada cellada dönüştü. Anıt Sayaç’ta öldürülen kadınları temsil eden tuğlalarla ölüm duvarı hızla yükseldi. Bir sokağın herhangi bir mahallesinin yüksek katlı gecekondularında gözyaşları biriktirmeyi sürdürdü kadınlar. Kadınlar yaşamın tüm yükünü almayı sürdürürken, şiddet olayları ayrımcı, ötekileştirici bir yere evrildi. Bergen’ihatırlarsınız. Adını bildiklerimizden sadece biri. Yaşamından acılarla damıttığı sesiyle arabeskşarkıların güçlü yorumcusu tarihin magazin sayfalarında kalan bir hüzünlü hikâye olsa idi keşke. Yüzüne atılan kezzabı kâkülü ile gizlediği fotoğraflar aklımın bir köşesinde durmakta. Çocuk aklıma ürkmüştüm sevdiği adam yüzünü yakmıştı .Peki nasıl kıymıştı sevdiğine? Bir filmi çekilmişti şimdi de dizisi yapılacak diye duydum geçenlerde. Sağduyusu yüksek yeni nesil genç oyunculardan birisi oynayacak “Bergen” rolünü.  Aklımdan film şeridi geçti sonraisimler ve simalar. Ayşe Paşalı, Özgecan Aslan, Pınar Gültekin aklımda kalanlardan. Hepsinin başka başka hikayesi, başka başka mücadelesi vardı hepimizin başka başka mücadelesi olduğu gibi. Bergen, 1989’da bir Ağustos günü eski eşi tarafından öldürüldüğünde 30’undaydı. Özgecan bir Şubat akşamı bindiği minibüsün şoförü tarafından katledildi ve sadece 19 yaşındaydı. 2010’da eşi tarafından tecavüze uğrayan evliliği boyunca şiddet gören ve boşandıktan sonra da defalarca koruma talebi istemesine rağmen bu talebi reddedilen Ayşe Paşalı, eski eşi tarafından 11 yerinden bıçaklanarak doğum gününde öldürüldüğünde 42 yaşındaydı ardında 3 kız çocuğu bıraktı. Pınar Gültekin, 27’sinde hayatının baharında veda etti bizlere. Ayrılığı hazmedemeyen eski sevgili karabulut oldu çöktü Pınar’ın yaşamına. Önceşiddet uyguladı, sonra bayılttı ve boğarak yaşamına son verdi. Pınar’ın annesi geliyor aklıma Şefika Teyze. Beyaz tülbendine sinen kapkara bir acı ile ağlıyordu. Gözlerinden özlem, kalbinden irin ve isyan akıyordu sanki. “Acımız çok büyük. Ayaktayız ama ölüyüz” AnıtSayaçta tarihler değişti, sayılar değişti, hikayeler değişti. Ama acılar hiç değişmedi sanki. Sanki biz her gün bir önceki günün 1 ton koyu rengine uyanır gibi olan kadınlarız. İsimleri belli olan ve isimleri bilinmeyen milyonlarız anne biz. Bir otel koridorunda verilen mesaimolalarında yaşadıklarını anlatmakla öğlen yemeği arasında seçim yapanlarız biz. Bizi anlayan kız kardeşlerimizle derdimizi paylaşmak için öğle yemeğini reddedenleriz, yüzündeki izleri

Leben

saklamayı başaran binleriz. Akşam yemek yetiştirmeye çalışırken zincir gıda markalarının indirimlerini takip edenleriz kız çocuklarımıza güçlü olmanın mecburiyetini anlatmak zorunda olanlarız. 1 ton koyu renkli günlerde reddedilen bir eski eş ya da sevgilinin öteki yüzü ile karşılaşması an meselesi olanlarız. Sevgiyi ve sevme eylemini bir kabusa dönüştürebilen erkeklerin çoğunlukta olduğu bu coğrafyada tüm rolleri eksiksiz yerine getirmeye çalışanlarız ortanın artık iyice sallanan direğindekileriz, saçının dip boyalarını takip edemeyenleriz. Anne bizi en iyi sen tanırsın biz kara saçlarını kesenleriz. İşte bu yüzden kara saçlarını kesenler adına konuşan yazan çizen düşünen kadınların attığı imzalar çok değerli değil mi anne? Ben öyle düşünüyorum. Bu imza bana “Biz” olduğumuzu hissettiriyor. Tıpkı üniversite öğrencisi olan genç arkadaşlarla 8 Mart’ta taşıyacağımız dev pankartları yazmak gibi, o yazıyı yazarken onları gözlerine bakmak gibi bir biz hissi. Kolay inşaedilmedi, radyan temelli yapı biliyorum anne. O yapının harcı sağlam. Sen varsın mesela, kelimelerle hemhal yaşamın her alanında mücadele etmekten ve üretmekten bıkmayan nice kadınlar var her birinin ayrı bir tuğla ile ördüğü bir duvar bu. Sonsuzluğa imza attığın şiirlerinde anlattıklarını rehber edinen fener ışığı belleyen yeryüzü kadınlarını hiç yalnız bırakmıyorsun. “Biz Duvarı”. Anıt Sayaç’ın her tuğlasına ismini veren tüm kadınlarındır. Gün be gün mücadelesini sürdürenlerden oluşur. Yaşam içinde yoğrulan onuru ve özgüveni bin bir türlü ortamda suikaste uğrayan bizatihi yaşamları pamuk ipliğine bağlı biz kadınların zihnindeki çınarsın dizelerin özgür ve eşit yaşam mücadelemizin resmi gibi. 155 güzel insan senin dizelerini referans göstererek yayınladı bildirisini. Evet dediğiniz gibi insan sorumluluk değil midir?

“Kimyasal korkular, kanlı gecelikler, dalgalı sirenler.

Çocukları koyver, nereye gitseler ne yapsalar

Nasılsa füzeler bombalar onları buluyor

Nergisten ben sorumluydum, ışgından ve çocuklardan

Yanlış mı belledim, insan sorumluluktur”

 

Son Yazılarım

Kartalkaya

Kartalkaya

Olguları karartan algı operasyonları Kara karışan is kokusu ile Kartalkaya “Bizim Büyük Çaresizliğimiz”  Barış Bıçakçı’nın eserinden uyarlanan ve erken yaşta kaybettiğimiz önemli sinemacılardan Seyfi Teoman’ın yönetmen koltuğunda olduğu filme atıfla içim yanarak bir...

Şiir Anneye – Nilüfer Belediyesi

Şiir Anneye – Nilüfer Belediyesi

-Leben-                                                                                                                                  Antalya,10.08.2021 Merhaba şiir anne, Kahvemi almak için mutfağın yolunu tuttum. O şifalı dizeleri okurken suyun kaynamasını...

Manavgat ve İs Kokusuna Karışan Acı

Manavgat ve İs Kokusuna Karışan Acı

  Yüzyılın tehlikesi küresel ısınma her gün başka şekillerde başka afetlerle yüzünü göstermekte. Aşı ve mülteci karşıtları arasında sıkışıp kaldığımız +40 derece sıcakta yaşam mücadelesi sürerken, ülkenin dört bir yanından yükselen alevlerle sarsıldık. 17 ilde 58...

Elif Mir – Hayat Dergisi

Elif Mir – Hayat Dergisi

  Basın danışmanı gazeteci meslektaşımız Elif Mirmahmutoğlu’un sizlere tanıtmak istiyoruz. Güler yüzlü ve çalışkanlığı ile meslektaşları arasında da sevilen ve takdir edilen Elif Mirmahmutoğlu’nun bilinmeyen yönlerini ve mesleğe dair her şeyi sizler için...

Yaşayan antik kent Kaleiçi, hikayelerini anlatıyor

Yaşayan antik kent Kaleiçi, hikayelerini anlatıyor

Antalya’da Muratpaşa Belediyesi, Kaleiçi’nde gündelik yaşamın tarihini sandıklardan çıkardı,özel bir belgesel çalışmayla bugüne taşıdı. HafızaMekanları ve Kültürel Miras-Antalya Kaleiçi Evleri projesiyle yaşayan antik kentte evlerin tarihinin anlatıldığı çalışma, 7....

Yavşaklık Virüsü

Yavşaklık Virüsü

  Çok efendi, harika bir çocuk tanıyordum. Uzun süre görmeyince ortak bir tanıdığıma sordum. “Hiç sorma” dedi tanıdık; “seninki çok değişti, yavşaklarla takıla takıla, yavşağın teki oldu.” Yavşak bit yavrusu demek. Argodaki kullanımını nasıl tarif edebilirim:...

Islak Çorap Kokan Bir Odadayız

Islak Çorap Kokan Bir Odadayız

Hikâyeye uzaktan bakmak istediği dönemleri olur insanın. Günlük telaşın altında ezildiği veyahut stresin yarattığı tozları halının altına süpürdüğü günleri, yılları olur bazen insanın. Ama toz bulutu gün gelir artık halının altına sığmaz olur. Islak çorap kokan bir...

Yaşa Yaşa Gör Temaşa

Yaşa Yaşa Gör Temaşa

Türkiye basın tarihinde son 20 yıl ve makbul olan gazeteci tipi Kuzey Avrupa’da yaşamadığımız için adrenalin bizim için çay gibi bir şey. Günde 12 doza yakın adrenalin almazsak ruhumuz azapta. Çanlar çalmaya devam ediyor virüs Türkiye tipi yayılmacı haliyle AVM’lerde...

Turnusol Kağıdı

Turnusol Kağıdı

Turnusol kağıdı AİHM ve Barolar Bazen bazı olaylar turnusol kağıdı işlevi görür. Günlük hayatımızda da sıkça yaşarız da sonradan fark ederiz aslında olup biteni... Canımlı gülümlü ileri derece samimi bir akraba ya da arkadaştan bir gün borç istemeye gör ya da hak...

Teşekkürler Sayın Başkan

Teşekkürler Sayın Başkan

“Başka bir anlayış mümkün” Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, "şeffaf yönetim" anlayışı ve toplumun "yoksul ve en korunmasız" kesimlerini destekleyen çalışmaları ile Dünya Belediye Başkanı Başkent Ödülü'ne layık görüldü. Bu ödül tüm Ankaralıları...

Sosyal Medya