Yeni Yıl

Yılın son günü… Eve girdi, önce, eve girmenin vermiş olduğu o tarifsiz mutluluğu hissetti içinde. Gözünün önünden koridorlar, neon ışıkları, kırmızı vitrinler, kuaför salonlarından caddelere yayılan sprey kokusu geçti. Hepsi kümelenmiş bir şekilde beynine yerleşmişti. Bu imgeler kaç zamanda beynine yerleşmişti acaba? Ne kadarlık bir an diliminde, kümeleşecek kadar renkleri, varlıkları belirginleşmişti?

Sevmiyordu bildiği özel günleri, belki de seviyordu; bu sevgi, nefreti doğuran. “Sevmemek, nefret etmek midir?” diye düşündü sonra. “Hayır, değildir,” dedi kendi kendine. “Bir nötr olma biçimidir,” diye geçirdi içinden. Ah, o iç geçirmeler… Bildik günler işte. Ama yeni yıl, öyle değildi belki de. Bir yıldönümü… Yani, değişen bir tarih var. Her yazıda, her şeyde yeni bir rakam. Anlamlı bir gün. Ama günler değil, belki de suçlu olanlar… Suçlu olan, o günün hakkını veriş biçimlerindeki bildik renk katmanları ve imgeler. Yani, ışıl ışıl kırmızı Noel Baba. Simgeler güzel; onların ne suçu var ki? Simgelere yüklediğimiz anlamlar, çok göz yorucu, beyin tırmalayıcı bazen. Evet, “Göz yorucu, beyin tırmalayıcı”. İşte, o kümelenmiş yeni yıl simge bütünlüğünden, geçerek hastane koridorlarında soluğu almanın tezatlığının ta kendisiydi hayat. Buydu işte, bir yanı düğün, bir yanı cenaze.

Evde olmanın mutluluğunu anlatacak daha birçok cümle yazılabilir. Resmi kutlama şekillerinin sıradanlığından mideye oturan bir bunalma hali ki, buna, buhran geçirme de denebilir. Buhrandan sıyrılıp, evinin duvarlarını tüm duvarlara kapatırsın; kendi şeffaf duvarlarına gülümsersin. KAOS’tan kurtuluş… Tüm kutlama biçimlerinin dayatılmasına direndiğin en korunaklı yer, evdir. Kutlama programını sen yaparsın, tabii yapılacak bir kutlama varsa, onu sen belirlersin. Mum ışığında kestane yemek, mesela… Ya da bir bardak çay içerek Norah Jones dinlemek… Neon ışıkları, hastane koridorlarındaki karavanların şangur şungur sesleri… “Ne vereyim abime?” “Bana ne vereceksin?” O hastane kokusuna karışan yaşam isteğine deli gibi sarılmak… Hastaneler, karmaşık duyguların, yaşam ile ölümün birleştiği enteresan yerlerdir…

O hastane koridorlarından çıkıp eve gelirsin. Sağdan sap, koridorları geç. Son durak, ev; ilk durak da ev. Yazı yazarak geceye aktığın, çay aromalı bir kutlama programı hazırlarsın; sonra, yeniden iç geçirirsin. “Bu gece deprem olsa, herkes istediği yerde mi ölecek?” Sonra, yine bir iç geçiriş, “Kendini mutlu etmeye başla işte.” Sonra, susuşlar başlar; boylu boyunca susarsın. Dolu dolu susarsın… Zaman içinde daha çok huzurla susmayı öğrenirsin.

Son Yazılarım

Kartalkaya

Kartalkaya

Olguları karartan algı operasyonları Kara karışan is kokusu ile Kartalkaya “Bizim Büyük Çaresizliğimiz”  Barış Bıçakçı’nın eserinden uyarlanan ve erken yaşta kaybettiğimiz önemli sinemacılardan Seyfi Teoman’ın yönetmen koltuğunda olduğu filme atıfla içim yanarak bir...

Şiir Anneye 2 – Nilüfer Belediyesi

Şiir Anneye 2 – Nilüfer Belediyesi

-Leben-                                                                                                                                    Antalya,10.08.2021 Merhaba şiir anne, Yazarak olmaya ve oldurmaya çalışmak bir tercih meselesi. Bu tercihte bulunanlar bazı...

Şiir Anneye – Nilüfer Belediyesi

Şiir Anneye – Nilüfer Belediyesi

-Leben-                                                                                                                                  Antalya,10.08.2021 Merhaba şiir anne, Kahvemi almak için mutfağın yolunu tuttum. O şifalı dizeleri okurken suyun kaynamasını...

Manavgat ve İs Kokusuna Karışan Acı

Manavgat ve İs Kokusuna Karışan Acı

  Yüzyılın tehlikesi küresel ısınma her gün başka şekillerde başka afetlerle yüzünü göstermekte. Aşı ve mülteci karşıtları arasında sıkışıp kaldığımız +40 derece sıcakta yaşam mücadelesi sürerken, ülkenin dört bir yanından yükselen alevlerle sarsıldık. 17 ilde 58...

Elif Mir – Hayat Dergisi

Elif Mir – Hayat Dergisi

  Basın danışmanı gazeteci meslektaşımız Elif Mirmahmutoğlu’un sizlere tanıtmak istiyoruz. Güler yüzlü ve çalışkanlığı ile meslektaşları arasında da sevilen ve takdir edilen Elif Mirmahmutoğlu’nun bilinmeyen yönlerini ve mesleğe dair her şeyi sizler için...

Yaşayan antik kent Kaleiçi, hikayelerini anlatıyor

Yaşayan antik kent Kaleiçi, hikayelerini anlatıyor

Antalya’da Muratpaşa Belediyesi, Kaleiçi’nde gündelik yaşamın tarihini sandıklardan çıkardı,özel bir belgesel çalışmayla bugüne taşıdı. HafızaMekanları ve Kültürel Miras-Antalya Kaleiçi Evleri projesiyle yaşayan antik kentte evlerin tarihinin anlatıldığı çalışma, 7....

Yavşaklık Virüsü

Yavşaklık Virüsü

  Çok efendi, harika bir çocuk tanıyordum. Uzun süre görmeyince ortak bir tanıdığıma sordum. “Hiç sorma” dedi tanıdık; “seninki çok değişti, yavşaklarla takıla takıla, yavşağın teki oldu.” Yavşak bit yavrusu demek. Argodaki kullanımını nasıl tarif edebilirim:...

Islak Çorap Kokan Bir Odadayız

Islak Çorap Kokan Bir Odadayız

Hikâyeye uzaktan bakmak istediği dönemleri olur insanın. Günlük telaşın altında ezildiği veyahut stresin yarattığı tozları halının altına süpürdüğü günleri, yılları olur bazen insanın. Ama toz bulutu gün gelir artık halının altına sığmaz olur. Islak çorap kokan bir...

Yaşa Yaşa Gör Temaşa

Yaşa Yaşa Gör Temaşa

Türkiye basın tarihinde son 20 yıl ve makbul olan gazeteci tipi Kuzey Avrupa’da yaşamadığımız için adrenalin bizim için çay gibi bir şey. Günde 12 doza yakın adrenalin almazsak ruhumuz azapta. Çanlar çalmaya devam ediyor virüs Türkiye tipi yayılmacı haliyle AVM’lerde...

Turnusol Kağıdı

Turnusol Kağıdı

Turnusol kağıdı AİHM ve Barolar Bazen bazı olaylar turnusol kağıdı işlevi görür. Günlük hayatımızda da sıkça yaşarız da sonradan fark ederiz aslında olup biteni... Canımlı gülümlü ileri derece samimi bir akraba ya da arkadaştan bir gün borç istemeye gör ya da hak...

Sosyal Medya