Flu Tv oldukça nitelikli içerik üreten bir platform. Güncele dair eleştirisel bir bakış açısıyla bakmak ve muhakeme yeteneğini geliştirmek sadece izlemek değil düşünmek isteyenler için ideal bir dijital mecra denilebilir. Geçtiğimiz günlerde Psikiyatr Dr. Alper Hasanoğlu’nun “Nedir Bu Normal” programında, geçmişin Victoria dönemi geleneğinde toplumsal kalıplara uymayan ailesi tarafından akıl hastanesine kapatılan ve yanlış tedavilerle elektroşokla aklı melekelerini yitiren genç bir kadını anlatıyor. 20 yılı aşkın bir süre hastanede kalan genç kadının mektuplarını yıllar sonra bulan bir hekim önemli bir detaya dikkat çekiyor. Hastanedeki ilk yıllarında ailesine mektuplar yazan genç “Burada bana köpek gibi davranıyorlar. Lütfen beni buradan çıkarın” diye yalvarıyor. Şizofreni teşhisi konuyor. Hastanedeki son yıllarında artık konuşmayı bırakan ve ulayan genç kadın yemeğini de köpekler gibi yerde yemeye başlıyor. Enteresan bir örnek davranışlar üslup o kadar belirleyici ki. İnsan bir süre sonra o üsluba bağlı dönüşebiliyor, değişebiliyor. Bu örneği anlatmamın sebebi son günlerde hatta son yıllarda algıların olguların üzerine karabasan gibi çökmesi.
CHP’li vekil boşandı!
Basın camiasındaki gelişmeler ve habere bakış açısındaki içler acısı durumdan söz etmek isterim. İktidar temsilcilerinin ve Antalyalı Dış İşleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun da katıldığı şaşalı bir törenle Antalya’da yayın hayatına başlayan turizmci-işadamı Ender Alkoçlar’ın sahibi olduğu Lider Gazetesi’nde geçtiğimiz hafta Faruk Çelik imzasıyla “Aşk Yasak Dinlemedi” isimli bir haber yayınlandı. Haber midir “heber” midir? Geçtiğimiz Mart ayında Mersin’de dava açan ve eşinden boşanan Antalya Milletvekili Çetin Osman Budak’ın boşanması büyük haber diye verilirken ki dikkatinizi çekerim; aradan 6 ay geçmiş, anlaşmalı bir boşanma gerçekleşmiş. Budak’ın 1 çocuk annesi bir kadınla aşk yaşaması detayı da ayrıca verilmiş. Kimi ne ilgilendirir ki insanın mahremi, boşanması, birlikteliği ya da evliliği? Sanırım 1 ya da 7 çocuk annesi olmak arasında bir fark var! Ya da ilişkileri resmi olarak sonlanan bu, sonlandırmaya cüret edebilmiş, ki bu bir cüret meselesidir aynı zamanda. Şekilsel birlikteliklerini sürdürmeyi seçen, geçimsel krizlerinin üstünü örten milyonların yaşadığı bir ülkede yaşıyoruz nihayetinde. Başarılı haberleri ile dikkat çeken “Günhaber” internet sitesi ise bu haberi yorum yapmadan sayfasına bir soru cümlesi ile taşımıştı. Bir hafta konuya ilişkin gelişmeleri takip ettim. Sabah Gazetesi’nde ne zaman yayınlanacak diye düşündüm ve bekledim. Esasen takip edeceğimiz o kadar çok gündem varken bunu takip ediyor olmanın acımtırak bir durum olduğunu da düşündüm. Sabah Gazetesi bu haberi 24.08.2021’de , “28 yıllık evliliği eşya rengi bitirdi” başlığı ve Erdoğan Öztürk imzası ile yayınlıyor. Neyse ki, Sabah “1 çocuk annesi ile beraber” cümlesini değil, 1 çocuğunun annesi 2.eşinden boşandı demiş sadece!
İktidar ve nargile cafe ilişkisi
İnsan; beşerî bir varlıktır an be an değişen. Evlilik dediğinde bir söz birliğidir ve sözünün gereğini yerine getirmek konusunda sorunlar çıkarsa, ruh birliği biter ise konuşursun yolunu değiştirebilirsin. Evliliğe ya da bütünüyle ilişkiye dayatılan toplumsal normların dışında bakamayanlar, ömürlük bir mahkûmiyet gibi yaşarlar sanki hayatı. Yollarını ayıramadıkları gibi; yürüdükleri yolların refüjlerine çiçekler de dikemezler çünkü o yol istekle seçilirse “Yeşil Yol” mecburiyetle o yolda kalıyorsan da bir “Ölüm Yolu” dur sanki. Gazeteci, doktor, siyasetçi, öğretmen, aşçı, kaptan, hemşire hiç fark etmez insan insandır. Ve bu ilişki meselesi sadece tarafları ilgilendirir. Ayrıca mutlu mesut evlilikleri olan her karede 32 dişlerini gösteren nice siyasilerin evlerine gitmemek için nargile cafeleri mesken edindikleri, Acun Ilıca’nın izlenme rekorları kıran programlarında görüntü ekiplerini taşeron firmadan kiraladığı ve oldukça düşük ücretlerle çalıştırdığının bilinmesi gibi kabul görmüş bir gerçektir. Nargile cafe deyince Özışık kardeşleri unutmamak lazım. Gazeteciliği bırakan Süleyman Özışık’ın camiada yarattığı kan kaybını, yayınlarına özlemimiz konusu ise başka bir yazıya artık! İktidar ve iktidar yakınları (Ki bu kişiler zaman zaman gazeteci kılıklı kişiler, müteahhitler iş insanları ya da bürokratlar olabilir) yani diyeceğim nargile cafe ve iktidar önemli bir başlıktır! Gölgelerin Gücü sabahın liderleri organik bir yapının yıpratma PR planının adımları gibi son bomba haber! Sözde CHP’li vekil bu konu üzerinden yıpratılacak, polemik yaratılacak. Zamanında Sabah Gazetesi’nde vizyonel bir ekiple çalışmış çok önemli deneyimler edinmiş bir kadın olarak gazetenin geldiği durumu içler acısı olarak görüyorum. Fakültede bize başarı örneği diye anlatılan en güçlü yerel gazetelerden biri olan Yeni Asır’ın “helpturkey” paylaşımı yapan sanatçıları hedef gösterdiği manşetle ilkeli ve özgür yayıncılığın 360 derece uzağında bir yerlere savrulduğunu gördük. İşte içinde bulunduğumuz ortamda Türkiye’deki haberciliğin açmazlarından biri de bu nitelik kaybıdır. Ama bu nitelik kaybı biliyoruz ki; sadece basın camiasına has değildir hayatın tüm alanında tüm iş kollarında bütüncül bir kayıp meselesi vardır. Genç meslektaşlarımıza iş kapısı olan her mecrayı çok önemsemekle birlikte, genç arkadaşlarıma muhakeme yeteneklerini hep geliştirmelerini tavsiye ediyorum. https://www.lidergazete.com/ sitesinde “Resmi Gazete” linki mevcut. Haberleri değil ama gece yarısı hayatımızı alt üst eden KHK’ları oradan takip edebilmek mümkün, ne ala! Velhasıl, okulların açılmasına kısa bir süre kala 12 yaş üstü öğrencilerin aşı karmaşası, Z kuşağı diye yıldızlı cümlelerle bahsedilen ama bu kuşağa eğitim ve fırsat eşitliği açısından yapılan yanlışları, içinde bulundukları ruh halini yazacaktım bu hafta ama olmadı. Mesleki meselelere daldık. Son tavsiyem ise “Dezenformasyon” konusunda İletişim Bilimci Ümit Alan’ın yazısı .https://www.birgun.net/haber/dezenformasyonla-mucadeleye-nasil-en-yanlis-yerden-baslanir-356003










