Ben’den Bize doğru

Yüksek bilinç nedir?

Aslında insan ağzından çıkandır. Ağzından çıkanın davranışa yansımasıdır, davranışa yansıttığı ölçüde anlamlıdır her şeyi. . . Kullandığımız dil, bizim durduğumuz yeri de belirler.  Ben, sen, o. Biz,siz,onlar. Ben tekil, biz çoğuldur. ‘Beni’ ne kadar çok tanırsan ‘Bize’ o kadar kolay varırsın özünde. Evet mutluluk ve huzur özünde ‘Biz’ diyebilmektir. Biz demek ise elbette yüksek bir bilinç gerektirir.  Yaşamı bir bütün olarak değerlendirmek koca evrende bir zerre olduğumuzu bilerek yaşamak hem evrensel normlar ve hem de tüm kutsal öğretiler de bize söylenendir. Tabi ki bu bir tekâmül, bir pişme  ve dem alma sürecidir. Günümüz modern dünyasında mahrem ve özel yaşamın alenileştiği gizli ve özel olanın korunmasının bu kadar zor olduğu şu dönemde ‘yeni medya’ ve ‘yeni medyada kullanılan dil’ bize insana ve onun insanın demine dair önemli ipuçları veriyor.

DEVAMLI BİR ENFORMASYON YAĞMURU

Tüm kutsallar ve erdemli insan olma tanımı bize ağzından çıkandan çok daha üstün olarak eylemlerinle olman gerektiğini öğütler. Tutarlı olma hali. Kendini bilen, susmayı durmayı ve dinlemeyi öğrenme yolunda önemli adımlar atmış olandır. Ama bunu anlamak için bir ‘idrak’ şarttır.  Günümüzde izler haller birbirine karıştı. Devamlı bir bilgi akışı ve enformasyon yağmuru.  Dijitalleşen dünyada hepimiz birer medya yöneticisi ve yayıncısıyız artık. Geçtiğimiz yıllarda bir yeni medya buluşmasında Uşak Üniversitesi’nde genç arkadaşlarla sohbet ederken ‘nitelikli ve teyit edilmiş’ bilgiye ihtiyacın ve yaratıcı yazınlara ihtiyacın artacağını söylemiştim 2016 yılında. Bunu ben değil bilim söylemişti aslında felsefe, iletişim bilimciler, hocalar. Eğitim gelişim yıllar alan bir süreçtir ve bitmez. Günümüze bakalım tv programlarına sosyal medyaya televizyonlara  gazeteci siyasetçi profillerine. Bazı insanların kullandığı dile bakarsanız nitelikli bilginin ne denli önemli olduğunu bir kez daha görmeniz mümkün olabilir.

BABAM HAKLI MIYDI?

Bir görevimde  ‘şahsıma’(!!)  ait kartvizite ‘iletişim işçisi’ yazdırdığım için emekli bürokrat babam  haksızlığın büyüğünü kendime yaptığım konusunda beni  uyarmıştı.  Ama ben bir yazı emekçisiydim sadece. İlgili alandaki eğitimimi, radyoculuk tv ve gazete haberciliği, film festivali basın koordinatörlüğü, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ‘Medya Okur Yazarlığı Öğretmenliği’ 3 seçim kampanyasında haber müdürlüğü (ki ikisi belediye başkanlığı seçim kampanyasıdır ve başarılı kampanyalardır. Ve hiçbir siyasi bir partiye üyeliğim hiç olmamıştır) Gazetelerde haber koordinatörlüğü ve yazı işleri müdürlüğü metin yazarlığı iletişim danışmanlığı kamu kurumunda basın müdürlüğü ve son olarak çağrı merkezi koordinatörlüğü gibi 18 yıllık mesaimi tek tek bana anlatmıştı. Ben yine ‘Baba yapma sadece işimi yaptım’ demiştim. Ve sivil toplum örgütleri mesailerimi de eklemeden ve bunun da altını çizerek. Bu ülkede bu ‘dilin’ karşılığının olmadığını ifade etmişti. Üstüne bir de daha çok üzülür ve kaybedersin demişti. Haklı olduğunu da birçok kez yaşayarak deneyimledim, gördüm ,izledim.

‘BEN İKTİDARA GELDİĞİMDE…’

Fazla tevazunun sonu vasat insandan nasihat dinlemektir” diyen İbn-i Haldun’ u da rahmetle andığım birçok nokta oldu. Velhasıl yine de ben böyleydim birçok idrak içindeki insan gibi.  Ölçüyü ayarı tutturmaya durma ve susma dengesini ayarlayarak adımlamanın önemine dikkate çabaladım hep. Çünkü, işi ile var olur idrak içindeki insan. Zira dünya koca evrende sadece mavi bir nokta iken bir insan zerreden başka ne olabilirdi ki? Geçtiğimiz günlerde bir siyasi partinin medya ve tanıtım başkan yardımcısı genç siyasetçinin yüksek özgüveni ile ‘Ben iktidara geldiğimde 2002….’   diye başlayan cümlesi ve devamını duydunuz hepiniz. Gelişmeye değil de girişe takıldım ben. ‘Ben’ iktidara geldiğimde. Vay be… Kendisi Ege Üniversitesi İngilizce İktisad mezunu imiş . Ne güzel.  Siyasette de epey görevler de bulunmuş bir tv kanalında ‘ben’ dili böylesi bir konuşma şekli ise çok düşünülesi.. Bu tarzı sosyal demokratlarda da görmeniz mümkündür. Tespitim kesinlikle siyasal parti üzerinden değil kullanılan dil ve ‘olma’ hali üzerinden.. Çok garip bir halde ülkemiz insanlarımız ve iletişim dilimiz sığ ve derinlik yoksunu… Delilik ile deha ince bir çizgi. Özgüven ile had bilme arasında da ince bir çizgi vardır. Nezaket ise hep incelikte gizlidir. Kültür ise topyekun, bir bütün. Her halimiz her kelimemizle ilgili. İşte insan dijital kimliğine tapar hale gelirken, kendini geliştirmekte bize yüksek bilince ulaşmakta biraz geride kaldı.

BİZ BİLİNCİ ÜZERİNE

“Yaşam bir ilişkiler bütünü olduğu için biz sürekli birbirimizi etkileriz’ diyor Cüceloğlu ve şöyle devam ediyor.  “Yerçekimi nasıl bizim istemimizin dışında bir olay ise, ev yaparken, baraj yaparken, uçak yaparken daha doğrusu tüm yaşamımız boyunca sürekli onun bilincinde olarak hareket etmek zorunda isek, sürekli etkileşim içinde olduğumuz gerçeğini de unutmamamız gerekir. Böylece her düşüncemin, duygumun, tutumun, davranışımın diğerlerini nasıl etkilediğini, ilişkilerimin bütünü içinde bilme sorumluluğu bana ait oluyor. Kendini diğerlerinden bağımsız gören bilinç düzeyindeki kişi kendini var, tek ve anlamlı görür ama karşıdakini bu boyutlarda var göremez. Ancak BİZ bilincine geçmiş kişide hem kendisi hem karşısındaki büyük BİZ ‘İN bir parçası olarak vardır, tektir ve anlamlıdır” (Bknz:İçimizdeki Biz Doğan Cüceloğlu)

Son Yazılarım

Kartalkaya

Kartalkaya

Olguları karartan algı operasyonları Kara karışan is kokusu ile Kartalkaya “Bizim Büyük Çaresizliğimiz”  Barış Bıçakçı’nın eserinden uyarlanan ve erken yaşta kaybettiğimiz önemli sinemacılardan Seyfi Teoman’ın yönetmen koltuğunda olduğu filme atıfla içim yanarak bir...

Şiir Anneye 2 – Nilüfer Belediyesi

Şiir Anneye 2 – Nilüfer Belediyesi

-Leben-                                                                                                                                    Antalya,10.08.2021 Merhaba şiir anne, Yazarak olmaya ve oldurmaya çalışmak bir tercih meselesi. Bu tercihte bulunanlar bazı...

Şiir Anneye – Nilüfer Belediyesi

Şiir Anneye – Nilüfer Belediyesi

-Leben-                                                                                                                                  Antalya,10.08.2021 Merhaba şiir anne, Kahvemi almak için mutfağın yolunu tuttum. O şifalı dizeleri okurken suyun kaynamasını...

Manavgat ve İs Kokusuna Karışan Acı

Manavgat ve İs Kokusuna Karışan Acı

  Yüzyılın tehlikesi küresel ısınma her gün başka şekillerde başka afetlerle yüzünü göstermekte. Aşı ve mülteci karşıtları arasında sıkışıp kaldığımız +40 derece sıcakta yaşam mücadelesi sürerken, ülkenin dört bir yanından yükselen alevlerle sarsıldık. 17 ilde 58...

Elif Mir – Hayat Dergisi

Elif Mir – Hayat Dergisi

  Basın danışmanı gazeteci meslektaşımız Elif Mirmahmutoğlu’un sizlere tanıtmak istiyoruz. Güler yüzlü ve çalışkanlığı ile meslektaşları arasında da sevilen ve takdir edilen Elif Mirmahmutoğlu’nun bilinmeyen yönlerini ve mesleğe dair her şeyi sizler için...

Yaşayan antik kent Kaleiçi, hikayelerini anlatıyor

Yaşayan antik kent Kaleiçi, hikayelerini anlatıyor

Antalya’da Muratpaşa Belediyesi, Kaleiçi’nde gündelik yaşamın tarihini sandıklardan çıkardı,özel bir belgesel çalışmayla bugüne taşıdı. HafızaMekanları ve Kültürel Miras-Antalya Kaleiçi Evleri projesiyle yaşayan antik kentte evlerin tarihinin anlatıldığı çalışma, 7....

Yavşaklık Virüsü

Yavşaklık Virüsü

  Çok efendi, harika bir çocuk tanıyordum. Uzun süre görmeyince ortak bir tanıdığıma sordum. “Hiç sorma” dedi tanıdık; “seninki çok değişti, yavşaklarla takıla takıla, yavşağın teki oldu.” Yavşak bit yavrusu demek. Argodaki kullanımını nasıl tarif edebilirim:...

Islak Çorap Kokan Bir Odadayız

Islak Çorap Kokan Bir Odadayız

Hikâyeye uzaktan bakmak istediği dönemleri olur insanın. Günlük telaşın altında ezildiği veyahut stresin yarattığı tozları halının altına süpürdüğü günleri, yılları olur bazen insanın. Ama toz bulutu gün gelir artık halının altına sığmaz olur. Islak çorap kokan bir...

Yaşa Yaşa Gör Temaşa

Yaşa Yaşa Gör Temaşa

Türkiye basın tarihinde son 20 yıl ve makbul olan gazeteci tipi Kuzey Avrupa’da yaşamadığımız için adrenalin bizim için çay gibi bir şey. Günde 12 doza yakın adrenalin almazsak ruhumuz azapta. Çanlar çalmaya devam ediyor virüs Türkiye tipi yayılmacı haliyle AVM’lerde...

Turnusol Kağıdı

Turnusol Kağıdı

Turnusol kağıdı AİHM ve Barolar Bazen bazı olaylar turnusol kağıdı işlevi görür. Günlük hayatımızda da sıkça yaşarız da sonradan fark ederiz aslında olup biteni... Canımlı gülümlü ileri derece samimi bir akraba ya da arkadaştan bir gün borç istemeye gör ya da hak...

Sosyal Medya