Cesaret Nedir?

‘Seninle aynı fikirde olmadığını söyleyenlerden korkma. Seninle aynı fikirde olmadığı halde bunu söyleme cesaretine sahip olmayanlardan kork’ Napoleon Bonaparte’a aftedilen bir söz.

Yoğun ve yorucu günlerin içinden geçerken ‘cesaret’in bir kez daha sınandığı süreçler yaşıyoruz. Ay bazen boşlukta, bazen tutuluyor. Yıldızların konumları bize mesajlar gönderirken evrenden dünyada alabildiğine hızla günü güne ekliyor. Bu hep böyle idi ama hız arttı sanki bin ışık yılı kadar.  Dengeler alt üst oluyor. Çin, ABD, Rusya ve Orta Doğu bermuda şeytan üçgeni. Sokaklar da insanlar hak arıyor cesareti olanlar eylem yapıyor. Bazı polisler insani tavırları ile canı gönülden alkışlanırken bazılarının içinde sakladıkları ‘ötekine öfke’ nin kurbanı oluyor ve nefret saçıyor.  Pandemi, karantina derken içe doğru dalışlar da rekorlara imza atan insan soğan gibi kat kat soyunuyor. Cücüğünde ne varsa o kalacak, bu süreçte kök neyse olan o olacak. Tedirgin ve mesafeli normalleşme sürecine adım atsak da içimizde 2+1 ev tutarak yerleşen şüpheyi;   o evden kolay kolay çıkartamayacak düşünen insan. Düşünemeyen insan da ise mesele yok ‘Bize her yer Trabzon’ havası zaten.  Bir virüsle sınanan dünya, sallanan ekonomi, alt üst olan düzenler insanları yalın ve olduğu gibi olma yolunda dev adımlar atmasını mecbur kılarken, bireysel hak ve özgürlüklerin temel insani yaşam standartlarının eşit olmayan koşullara biriken tepkinin de daha görünür hale gelmesine yol açıyor diye düşünüyorum.

TÜM DİYEMEDİKLERİ İÇİNDE PATLADI İNSANIN

Cesarete sahip olanların seslerini yükselttiği bir süreçten geçiyoruz aynı fikirde olmadığı halde cesarete sahip olamayanlar ise uzun uzun sustuğu günler biriktirdi yıllar boyu. Susarak biriktirdik görmezden geldik,  yaşam şartları ağırlaştıkça bireysel hak ve eşit yaşam koşullarına uzaklığımız arttıkça kendi kendimize oto sansür uyguladık, uyguluyoruz. Sistem bizi susmaya zorladı sistemin ana omurgası susmak üzerine kurulu değil mi ki? Şahsi hayatlarımızda da düzen bozmamak adına susmadık mı? Bazen konuşmamız, medeni şekilde ifade etmemiz gereken noktada tavana bakmadık mı? SUSTUK,  sevmediğimizi, istemediğimiz söylemedik, söyleyemedik. Olmak istemediğimiz ortamlar da bulunmak zorunda kaldık sevmediğimiz işlere insanlara katlandık. Hayır demeyi bilemedik çoğu zamanda. Tüm diyemedikleri içinde patladı insanın sel oldu. Sokaklara döküldü ve dökülüyor, sosyal medyada twitter in cümle sayısına sığdırıldı. Bazıları kadına öfkesini kurşunlara döktü, bazısı yaşadığı ve susarak örtbas ettiği tacizini yazıya döktü. LGS’ ye girecek öğrencileri beklerken büyük bir ilçe olmasına rağmen basit bir kahvecide bulunan ateş ölçerin bulunmamasına tepki gösteren veli öfkesine dönüştü bazen de sustuklarımız. LGS velisi olarak iyi niyetli tüm çabalara rağmen akışa teslim bir şekilde çoktan seçmeli sınavların yapıldığına bizzat şahitlik ettim zira oradan biliyorum. Kime neye ne kadar samimi değer veriliyor bunu sorgulamak ve görmek için daha net bir fotoğraf var önümüzde artık. Belki de hep vardı da bazı gönül ve fikir gözleri yeni yeni açılıyor.

YÜRÜMEK VE HAK SAVUNUCULARI

O kadar yoğunki ve her şey başlı başına o kadar tirajı komik ki aslında bir makaleye sığdırmak cidden oldukça zor. Bursa’da selde boğulan 5 kişinin ardından bakakalmak oldu bazen de sustuklarımız. Bozulan doku ve artık tüm dünyayı tehdit eden küresel iklim krizinin yanı başımızda olduğunu fark ediyoruz. Yeşil Bursa’nın (!!!) yerel yönetimlerinde  imar plan tadilatlarını sürekli gündeme getiren ve ses çıkarmadan evet diyen meclis üyelerinin uykusu kaçtı belki de. BETON gibi, beton gibi beton canavarlar insan eliyle yaratıldı, insan emeği ve zoruyla. Vicdanı olanların süreçte katkısı olanların muhasebe yapabilmesi için işaretler her gün an be an karşımızda. Sevgi Soysal’ın ‘Yürümek’ adlı kitabı geliyor aklıma tüm bunları düşünürken bir sivil direniş simgesi olan yürümenin de zorlu bir sınavdan geçtiğini de gördük. Legal bir siyasi partinin adalet için adımlamasına gösterilen tepkiden tutunda avukatların eylemine kadar. Hak savunucularının mesleki düzenlemelerini protesto etmek için kentlerinden yola çıktıkları kareler de de cesaretti farkı yaratan. Söyleme cesaretine sahip olamayanlar da artık söylemeye başlıyordu sanki. Temel hakları ihlal edilen avukatların meslek birliklerinin başındaki isme sırt çevirmeleri tarihe geçen karelerden oldu 2020 yılı için. Katıldığı bir canlı yayında ise meslektaşlarının Ankara girişinde yaşadıklarına ilişkin ‘Ben onları sabaha kadar kurtaramadım’ diyerek öz eleştiri yapan ama  ‘İstifa edecek misiniz?’ sorusuna ise ‘Hayır ortada benim istifa etmemi gerektiren bir durum yok’ dedi Sayın Baro Başkan. Aynı konuşma içinde iki çelişkili cümle arasında sadece 1 dakika olmasına ne demeli.  Ayrılmak, nokta koymak, bazen bırakmak istifa etmek, zorlamamak da bir cesaret göstergesi değil midir? Bence kesinlikle öyledir her anlamda. Türk edebiyatının duruşu ve cümleleri ile sonsuz olan kadın yazarlarından Sevgi Soysal’a selamla bitirelim bu satılarımızı. Ne diyor ‘Yürümek’ adlı kıymetli eserinde Soysal:

“Ayağını yere sıkı bakacaksın. Güçlü olmayana ekmek yok bu hayatta. Savaşmayana ekmek yok”

Son Yazılarım

Kartalkaya

Kartalkaya

Olguları karartan algı operasyonları Kara karışan is kokusu ile Kartalkaya “Bizim Büyük Çaresizliğimiz”  Barış Bıçakçı’nın eserinden uyarlanan ve erken yaşta kaybettiğimiz önemli sinemacılardan Seyfi Teoman’ın yönetmen koltuğunda olduğu filme atıfla içim yanarak bir...

Şiir Anneye 2 – Nilüfer Belediyesi

Şiir Anneye 2 – Nilüfer Belediyesi

-Leben-                                                                                                                                    Antalya,10.08.2021 Merhaba şiir anne, Yazarak olmaya ve oldurmaya çalışmak bir tercih meselesi. Bu tercihte bulunanlar bazı...

Şiir Anneye – Nilüfer Belediyesi

Şiir Anneye – Nilüfer Belediyesi

-Leben-                                                                                                                                  Antalya,10.08.2021 Merhaba şiir anne, Kahvemi almak için mutfağın yolunu tuttum. O şifalı dizeleri okurken suyun kaynamasını...

Manavgat ve İs Kokusuna Karışan Acı

Manavgat ve İs Kokusuna Karışan Acı

  Yüzyılın tehlikesi küresel ısınma her gün başka şekillerde başka afetlerle yüzünü göstermekte. Aşı ve mülteci karşıtları arasında sıkışıp kaldığımız +40 derece sıcakta yaşam mücadelesi sürerken, ülkenin dört bir yanından yükselen alevlerle sarsıldık. 17 ilde 58...

Elif Mir – Hayat Dergisi

Elif Mir – Hayat Dergisi

  Basın danışmanı gazeteci meslektaşımız Elif Mirmahmutoğlu’un sizlere tanıtmak istiyoruz. Güler yüzlü ve çalışkanlığı ile meslektaşları arasında da sevilen ve takdir edilen Elif Mirmahmutoğlu’nun bilinmeyen yönlerini ve mesleğe dair her şeyi sizler için...

Yaşayan antik kent Kaleiçi, hikayelerini anlatıyor

Yaşayan antik kent Kaleiçi, hikayelerini anlatıyor

Antalya’da Muratpaşa Belediyesi, Kaleiçi’nde gündelik yaşamın tarihini sandıklardan çıkardı,özel bir belgesel çalışmayla bugüne taşıdı. HafızaMekanları ve Kültürel Miras-Antalya Kaleiçi Evleri projesiyle yaşayan antik kentte evlerin tarihinin anlatıldığı çalışma, 7....

Yavşaklık Virüsü

Yavşaklık Virüsü

  Çok efendi, harika bir çocuk tanıyordum. Uzun süre görmeyince ortak bir tanıdığıma sordum. “Hiç sorma” dedi tanıdık; “seninki çok değişti, yavşaklarla takıla takıla, yavşağın teki oldu.” Yavşak bit yavrusu demek. Argodaki kullanımını nasıl tarif edebilirim:...

Islak Çorap Kokan Bir Odadayız

Islak Çorap Kokan Bir Odadayız

Hikâyeye uzaktan bakmak istediği dönemleri olur insanın. Günlük telaşın altında ezildiği veyahut stresin yarattığı tozları halının altına süpürdüğü günleri, yılları olur bazen insanın. Ama toz bulutu gün gelir artık halının altına sığmaz olur. Islak çorap kokan bir...

Yaşa Yaşa Gör Temaşa

Yaşa Yaşa Gör Temaşa

Türkiye basın tarihinde son 20 yıl ve makbul olan gazeteci tipi Kuzey Avrupa’da yaşamadığımız için adrenalin bizim için çay gibi bir şey. Günde 12 doza yakın adrenalin almazsak ruhumuz azapta. Çanlar çalmaya devam ediyor virüs Türkiye tipi yayılmacı haliyle AVM’lerde...

Turnusol Kağıdı

Turnusol Kağıdı

Turnusol kağıdı AİHM ve Barolar Bazen bazı olaylar turnusol kağıdı işlevi görür. Günlük hayatımızda da sıkça yaşarız da sonradan fark ederiz aslında olup biteni... Canımlı gülümlü ileri derece samimi bir akraba ya da arkadaştan bir gün borç istemeye gör ya da hak...

Sosyal Medya