Kendine Güven Maceraya Dal
‘Okyanus bizsiz yaşayabilir,ağaç bizsiz yaşayabilir ama biz onlarsız yaşayamayız. Biz bu dünyaya ait değiliz onlarsa bu dünyanın sahipleri ..’
Düşlerinin peşinden gidenlerden o. Anavatanımız olan çocuklukla bağını hep diri tutanlardan, kelimelerle düşlere bağ kuranlardan belki de. Doğa sevgisi ve evrensel enerjisini kelimelerle ören,çocuk kalplere filizler eken,çocuk edebiyatının adını daha çok duyacağımız isimlerinden Fulya Aslan Gürşen. Eksik Parça Yayınları’ndan çıkan Doğa Serisi’nde ‘La’nın Kayboluşu’, ‘Çiçek Kız Soruyor’ ‘Emre ve Tahta Oyuncak’ kitapları ile öne çıkan Gürşen’le yazma yolculuğu,yaratım süreci ve günümüzde çocuk olma halini ebeveynlerin haleti ruhiyesini konuştuk. Aynı zamanda Tehlikeli Madde Güvenlik Danışmanı olan Gürşen ,toplumsal iş güvenliği ile ilgili bir çocuk kitabını tamamladı. ‘Kurtalanekspres’ alanında yayınlanacak ilk kitap olma özelliğini de taşıyor. Düşlerine inatla sarılmayı seçen Gürşen de içinde direnç taşıyanlardan elbette.
-Yazma serüveniniz nasıl başladı,ilk yayınlar nasıl çıktı oradan başlayalım isterseniz. Bu yolculuğa çıkmaya nasıl karar verdiniz?
2016 senesinde Eksik Parça Yayınevi’ne kitaplarımı gönderdim ve 2017 de yayınlandı. İlk üç kitabında konuları birbirinden farklı ama üçünü bir araya getirdiğinde ana temada doğa sevgisi yer alıyor. ‘La’nın Kayboluşu’nda doğanın titreşiminin ses frekansının karşılığı nota olarak La dır .Frekanslar insanın tekamül süreci ve ruhsal yolculuğu konusunda araştıran okuyan biri oldum her zaman bu tip konularda fazla okumalar yaparım . O beni etkilemişti ve ona dayanarak yazdım.
-Parantez açarak ilerlemek isterim hepimiz içimizde bir şeyler biriktiriyoruz bu kişinin yaratıcılığına bağlı olarak bazen bir resim heykel ya da şarkı olabiliyor ve bazen de bir kitap elbette. Siz çocuklarla çocuk edebiyatı ile aranızdaki köprüyü nasıl kurdunuz ? Neden çocuk kitapları? Sizi yazmaya teşvik eden şey nedir?
Uzun zamandır içimde çocuklarla ilgili yapılacak bir şey vardır böyle hissediyordum ama ne olduğunu bilmiyordum .Çocuklara hep kendimi yakın hissettim. Hikayelerle onlara ulaşabileceğimi fark ettim .O yönde kendimi daha iyi ifade edeceğime inandım. Yıllar boyunca okuduğum şeyleri ,dert edindiğim meseleleri anlatma yöntemi yazmak. Okuduğun sorguladığın kendine dair evrene dair konuları varoluş amacını ,dünya nasıl bir anlam içeriyor ve benim bu anlamdaki rolüm nedir gibi sorulara yoğunlaşınca o cevapları ifade etmek gerekiyor. Evet kimisi resimle kimisi müzikle yani ben de bu anlatımı hayal gücümle birleştirerek biraz daha gizli bir şekilde parmak sallayarak değil hikayelerimin içine yedirerek anlatmayı seçtim . Eskiden beri olayları kafamda karikatürüze ederim ,resmederim mizahi bakarım bu bakış açısı hikayelerimin oluşmasına ve dilimin evrilmesine neden oldu.
-Sizin çocukluğunuz nasıl geçti .Küçük Fulya nelerden etkilendi? Hayal kurar mıydınız?
Ben Terazi burcuyum Terazi burcu olarak da sanat yönümüz kuvvetli estetiğe yatkınız. Çocukluğumda resim yaptım yarışmalara resim gönderdim tiyatro ile ilgilendim.Oyunlar,piyesler yazardım ilkokuldan sonra uzun yıllar da tiyatro ile ilgilendim.
-Ne güzel burçtaşız da aynı zamanda:) Bildiğim kadarıyla babanızın görevi nedeni ile çok gezdiniz. Farklı coğrafyalar ne hissettirdi?
Evet Anadolu’ nun bir çok kentinde bulundum farklı şehirlerde yaşadım ve farklı kültürler gördüm . Hep bir şeylerle ilgilendim hayal gücümde kuvvetli idi ve hayali arkadaşlarım vardı zaten. Dergilerden çıkan resimlerden sakızlardan çıkan etiketlerden onlara yüz yapar onları deftere yapıştırır ve onlarla konuşurdum. Kendi hayali bir dünyam vardı. Ama sürekli yazan bir insan hiç olmadım sözel ifade gücüm kompozisyonlarım iyi olsa da sürekli yazan biri olmadım. Sonradan içimde durduramadığım bir istek uyandı diyebilirim ve yazmaya başladım.
‘İNSAN ZORLANDIĞI AN BAŞKA BİR DÜNYA YARATIYOR’
-Onu şöyle tanımlayabilir miyiz: ‘Sancıların gelmesi ve doğumun gerçekleşmesi.’ La’nın Kayboluşu belki sizin ilk çocuğunuz.
İnsanın hayatında bazı dönemler çok sancılı oluyor .Benim de o hikayelerin çıkmasından önce özel hayatımda iş hayatımda değişiklikler oldu. O süreçlerden sonra yani insanı zorlayan bir şeyler olduğu anda kendini ifade edebileceğin başka bir dünya yaratmak istiyorsun.Diğer taraftan çıkmak ve kendi diğer aleminde mutlu olmak adına bir şeyler yapmak istiyorsun. Uzun süre düşündüm, hayal ettim, planladım ama mesela bir tanesini (Emre ve Tahta Oyuncak) 5 saatte tek oturuşta yazdım bir daha da düzeltme revize olmadı ve direk yayınevine gönderdim. Konsantre oldum mu yerimden kalkan bir insan da değilimdir. Ve ilk seri çıktı sonra da bu yolda devam etmek istediğimi anlamıştım artık .İster bu kitaplar basılır ister basılmaz artık onların da bir önemi yok. Önemli olan benim dert edindiğim keyif aldığım yazdıklarımı diğerlerinin de haberdar olması ve çocuklarla paylaşma isteğimdir.
-İnsanın arkadaşı ve onun serüveni ile ilgili konuşması ayrı bir güzellik aynı zamanda .Sizin eğitim geçmişiniz bambaşka,kamu yönetimi üzerine felsefe yüksek lisansı yaptınız .Neden kamu yönetimi ve neden felsefe. Bu eğitimlerin yazma halinize etkisi nasıl oldu sizce ?
Kamu Yönetimi okumaya Cevat Fehmi Başkut’un ‘Buzlar Çözülmeden’ adlı tiyatro oyununun sinema uyarlaması olan Kemal Sunal’ın ‘Deli Deli Küpeli’ filmi ile karar verdim. Oradaki doğru ve ilkeli yönetici figürü akıl hastanesinden kaçan ve kaymakam sanılarak ilçeyi yöneten adamın adaletli yaklaşımı beni çok etkiledi. Terazi burcu sosyal ve adalet konusunda çok hassas.O politik dil de var arabuluculuk organize etme iletişim kısmı da kuvvetli bizde. Onun o idealist yönü, feodal yapı ile mücadelesini anlatıyor o şekilde bir kaymakam olma idealim vardı. Sonra bölüm başkanımız bunu size 1.sınıf ta ve 4.sınıfta soracağım dedi .’Kimler kaymakam olmak istiyor’ dedi bütün sınıf el kaldırdı. Sonra mezun olurken tekrar sordu sadece 1 arkadaşımız el kaldırdı o da kütüphanede çalışıyor şu an.
-Kamu yönetimi bitiren herkesin kaymakam olacağı bir dünya da yok tabi ama onun ayrı bir bakış açısı ve katkısı var bence. Ya sizce?
Evet tüm disiplinler bir arada .Siyaset felsefesi var ,iktisadı var ,hukuk var. Onlar çok besleyici idi siyaset felsefesi ile benim tanışmam beni felsede yüksek lisans yapmama ve o alanda okuma yapmama neden oldu. Akademide kalma niyetim vardı ama hayat şartları bazen insanın karşısına başka başka seçenekler çıkabiliyor düşündüğünüz gibi olmuyor başka yönlere evrilebiliyorsunuz.Belediyede de çalıştım şu an yazarlık dışındaki işim de başka bir tecrübe alanı benim için.
‘GÖLGE TARAFIMLA TANIŞMAK VE BARIŞMAK’
-Felsefe altlığı da kıymetli olsa gerek. Soyut düşünme ve imgeleme gücünü destekliyor diye düşünüyorum .
Evet tabi ki felsefeye, psikolojiye çok ilgim var. Bu dünyada anlamı arayan kendini keşfedip kendisiyle ilgili sorunlara çözüm arayan herkesin psikolojiye ilgisi vardır diye düşünüyorum .Ben kendimle uğraşan bir insanımdır. Diğeri ile ilgilenmem. ‘Neden ben bunu yaşıyorum?’ ‘Nasıl bir temel oluşturdum da karşıma böyle bir şey çıktı’ diye sorgulamışımdır hep . Spritülaizme çok ilgi duyan bir insanımdır bu anlamda kozmosa dair çok fazla soru sorarım araştırırım okurum .Kendi gölge tarafımla tanışıp anlamak, barışmak ve o zamanda herkesle barışmayı sağlamış olurum diye bir hayat felsefem var diyebiliriz.
-Yaratım sürecinde sizi etkileyenler nelerdir ‘Şunu anlatmalıyım’ dediğiniz şeyler nasıl geliyor?
Benim konularım genelde doğa ile ilgilidir çünkü elimizde olan tek şey odur. Okyanus bizsiz yaşayabilir,ağaç bizsiz yaşayabilir ama biz onlarsız yaşayamayız.biz bu dünyaya ait değiliz onlarsa bu dünyanın sahipleri .Dengeli bir şekilde yaşayıp tekamül etmek üzerine buraya gelmişiz. Belgeseller tabii çok etkili üretim sürecimde. ‘Nokta Geminin Uzay Yolculuğu’nda noktalama işaretlerinin hayatımıza girişini anlattım mesala. Ana kurguyu not alır yavaş yavaş okumalara araştırmaya başlarım .Öyle bir şey ki sanki ben o konuyu aramıyorum o konular bana geliyor . Bir bakıyorum öyle bir kitap tavsiyesi çıkıyor ki karşıma o konuyu besliyor bende süreç bu şekilde akıyor. Şu an bir macera kitabı üzerinde çalışıyorum mesala onda eşimin çocukluk anıları ve hikayeleri temel alıyorum. Bir karakter yaratıp onun bütün dünyasını da aynı zamanda yaratmak. Ana karakter o ve bizim köpeğimiz Anadol olacak. 3 senedir sürekli biriktiriyorum. Maceraya teslim olmam gerekiyor. Farklı birşey olacak ve kendi ruhsal gelişimim içinde başka bir nokta olacak diye düşünüyorum.
-İlk imza gününüzde neler hissettiniz? Bir çocuk size kitabını imzalatırken neydi içinizden geçen? Ve sizin içinizdeki çocuk bugünkü Fulya’ya bakınca ne düşünüyor?
10 Kasım 2017 idi çok heyecanlandım. Annem ve babam bana dolma kalem hediye etmişlerdi imza için onunla imzaladım. Büyülü bir his diyebilirim, çocuklarla karşılaşmak bu anlamda da çok güzel. Bazı karşılaşmalar çok heyecanlı. Reankarnasyona inanan bir insanım ister 8 ister 18 yaşında olsun her karşılaşma başka bir serüven. Çocuklardan hiç bir şey saklayamazsın onlar açık bir pencereden bakarlar dünyaya. Gelecekte kendisinden kaçan yüzleşmek istemeyen ebeveynler için çocuklar ters ilişki de bir rehber olacak ışık tutacak ve onlara yardımcı olacaklar. Bu zamanda dünyaya gelen çocukların süreci de derin tekamülleri de derin çünkü. Küçük Fulya’ya gelecek olursak içimdeki Fulyaları buluşturuyorum konuşturuyorum onları, aldığım yolu seviyor ona tebessümle bakıyorum elbette ..
‘ANADOLU SENİ YETİŞTİRİYOR’
-Hepimizin bir ilham ve esini var. Ve o esinle kendi dilimizi yaratıyoruz belki de siz kimleri okursunuz ya da okudunuz?
Tüm kadın ebebiyatçıları çok değerli buluyorum. Annelerimizi ve bizi de etkilemiş bir çok kuşağı etkilemiş Gülten Dayıoğlu’nu okurdum. Genelde yabancı yayınlar Ursula K.LeGuin mesala çok özeldir. Tabi Ömer Seyfettin, Kemalettin Tuğcu . Tabi Tuğcu duygusal olarak bizi oradan oraya alıp götürdü tarumar ettiği zamanlar da oldu . Resimli hikaye kitapları ile çok haşır neşir olamadık. Çok fazla şehir değiştirdiğimiz için Anadolu da her kitabı bulmak erişmek de kolay değildi onun da etkisi olabilir. Erişim imkansızlığı.Anadolu ya da değinmek isterim. Anadolulu olmak çok kıymetli. Ben herşeyin burada başladığını düşünüyorum. Göbeklitepe nasıl medeniyetlerin buradan geçtiğinin örneği. Sen hiç birşey yapmasan bile Anadolu seni yetiştiriyor. Sanat tarihi arkeoloji de çok ilgimi çeken konular. Sembol okumaları çocuk hikayelerimi de besliyor. Şamanlara yolculuklara ilgim çok kadim bir bilgi macera kitabım da bir şamanik yolculuğa dönüşüyor. Çocuk kitapları aslında çocuklar için değildir sadece .Kimler okuyacak +9 diyorsun içinde 29 39 49 da mevcut artı bitti. Bütün herşeyin temeli çocukluğumuzda atılıyor kendimize dair endişe ve kaygılarımızın temeli de çocuklukta atılmış hatıralar kırık anılar. Ve biz çocukluğumuza dönüp onlarla barışmaya çalışıyoruz bugünkü halimizi mutlu kılmaya çalışıyoruz. O yüzden çocuklarla ilgili yazılan her kitap çok kıymetli .
‘ÇOCUKLAR ÜZERİNDEN FENOMEN OLMAK İSTEYENLER ANNE BABALAR VAR’
-Ebeveyn bağnazlığı yaşandığı düşünüyorum. Marka arabaya sahip olmak gibi saç rengini değiştirmek gibi anne baba olma durumu üzerinden bir pazarlama yapan kişilerin yaşadığı bir çağda olduğumuzu düşünüyorum. Onun yani çocuğun rızası olmadan onun üstünden PR yapan anne babalar var.Siz ne düşünürsünüz bu konuda? Bugünün çocuklarının şanslı ve şanssız olduğu yerler nedir sizce?
Yani kendi anne babalarımız da anne babalarından gördüğü şeyi atalardan öğrendiğini uygulamışlar bizleri yetiştirirken . Bizim kuşakla birlikte kırılan şu. ‘Biz onlar gibi olmayacağız’ Biz daha özgürüz sonuçta fikri. Daha iyiyim daha anlayışlıyım gibi bir düşünce bunun avantajları da dezavantajları da mevcut . Ailelerin biliş düzeyi ile ilgili çok da yorum yapmak istemem .Ama çocukların yaşadığı şeye gelecek olursak zaten akran zorbalığı ile karşı karşıyalar sosyal medya konusu var. Anne babalar da fenomen olmak adına çocuğunu ön plana çıkararak yoğun paylaşımlarla maddi kazanç PR ve ego tatmini neyse ne bir şey alma peşinde. Şahsen ben bu dönemde yaşayan bir çocuk olsaydım annem babam benimle ilgili internette çok şey paylaşmış olsa ben 18 yaşında yasal hakkımı kullanırdım anne babama dava açan bir çocuk olurdum diye düşünüyorum. Çünkü o benim özel alanım sürekli bir dijital iz bırakma hali hoş değil.Yüzümü sen her yerde paylaşmak durumunda değilsin. Çocukların duyguları ile alay eden komik bulan bir şekilde yaklaşım var. 7 yaşında bir çocuk aşık olmuş bir şey yaşamış onu babasına gelip anlatıyor. Babası da onu gizlice çekip paylaşıyor dalga geçiyor . Sen o çocuğun duygusu ile dalga geçiyorsun bu sakıncalı bir hal , o çocuk bundan sonra duygularını bastırmaya yönelebilir. Herşey çok rahat gibi ama aslında çok baskıcı bir sistem var. Çocuklar çok büyük bir baskı ile karşı karşıya gibi aynı zamanda …
-Siz aynı zamanda Tehlikeli Madde Güvenlik Danışmanı olarak ülkemizde yeni yeni gelişen bir alanda işyerlerine danışmanlık veren bir sektördesiniz. O alanda nasıl gidiyor işler bir yayın hazırlığınız var sanırım.
Toplumsal iş güvenliği konusu aslında çok çok önemli. Sözde değil özde önlem bilgilerinin içselleştirilmesi gerekiyor. Bu sürecin kanuni zorunluluk dışında çalışanın bilinçle uygulaması gerek. Toplum olarak bu konudaki zaafiyetle nasıl acı tablolar kayıplar yaşandığını gördük. Soma örneği mesela. Toplumsal iş güvenliği kültürünün oluşması için de çocuklarımıza bu kültürü aşılamalıyız. Bu alanda yayınlanacak ilk kitap olma özelliğini taşıyan mesleki kitabımda da konunun önemini anlatmaya çalıştım. Kurtalan Ekspresi’nde iş güvenliğinin önemini çocuklara anlattım çocuk diliyle büyüklere de tabi ki. O da yayın aşamasında şu an. Yakın zamanda raflarda yerini alacak.
–Teşekkür ederim
Ben teşekkür ediyorum çok keyifliydi.













