Adalet ve ufuk açan kadınlar
Afganistan’ın 2019 yılında Oscar adayı olan Sahraa Karimi yönetmenliğindeki filmi “Havva, Meryem ve Ayşe” farklı sosyal yapılardan gelen 3 Afgan kadının hayata tutunma mücadelesini anlatır. 2019’ da ülkemizde 9. Kez yapılan “Uluslararası Suç ve Ceza Festivali’nde jüri üyesi olan Afgan yönetmen Karimi, “Adaletin sorgulandığı Afganistan’dan geliyorum. Sadece adaleti değil, adaletle birlikte adaletsizliğin de gösterilmesi gerekiyor” demişti bir röportajında. Afganistan’dan NATO ve ABD’nin çekilmesiyle ülkeyi ele geçiren Taliban’dan kaçarken “Ey koca dünyanın insanları lütfen sessiz kalmayın. Bizi öldürmeye geliyorlar” diye çığlık attı ünlü sinemacı. Kadınların, çocukların kaçmaya çalıştığı Afganistan gerçeğine birçok açıdan bakmak gerekiyor. Ülkemizde dahil komşu ülkelerin sınır kapılarını zorlayan kadın göçmenler en çok tecavüz ve zorla evlendirilmekten korktukları için kaçıyorlar yurtlarından.
Türkiye’de Azınlık Hakları
Ankara Altındağ’daki olayların gelişimi, büyük üzüntü kaynağı kaybettiğimiz daha 18 yaşındaki Emirhan Yalçın ve sürekli harlanan nefret söylemi. İktidarın, kalıcı ve sürdürülebilir entegrasyon ve göç politikasının eksikliği nedeniyle büyüyen sorunlarla karşı karşıyayız artık. Toplumsal sorunları inkâr ederseniz bu sorunlar katlanarak büyürler. Konunun her açısını anlamak için Gökçer Tahincioğlu’nun T24 ‘deki yazısını okuyabilirsiniz. (https://t24.com.tr/yazarlar/gokcer-tahincioglu-yuzlesme/altindag-in-arka-yuzu,32091) Irkçılık ve bu suçlara ilişkin yasal süreçlerin işleyişi veya çoğunlukla işleyememesi üzerine okuma yapıyorum son günlerde. “Türk Hukukunda Azınlıklar ve Milliyetçilik” ( İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2017) kitabı ile hukukçu Derya Bayır’ın eseri bu konuda dev bir kaynak. Eserde, Türk devletinin azınlık hakları alanındaki başarısızlığını önyargılara dayalı derinliksiz açıklama kolaycılığına kaçmadan 2.Dünya savaşı sonrası yükselen “ulus devlet” trendi ve Türkiye’deki uygulamalarla uyum çerçevesinden örneklerle somutlamalarla anlatıyor. Şiddetle okumanızı tavsiye ederim. Öncü ruhlu sağduyulu kadınlarla devam edelim. Karimi, Afgan kadınların sesi olurken gözündeki acıyı görmemek için kör olmak gerekiyor. Sınırlarını korumak pahasına iki yüzlü davranan Avrupa ülkelerinin “ölü bulundu” numarasına karşılık yüksek sesle bu çığlığı ifade etmek zorunda her insan evladı. Sağduyunun; ekmek su kadar gerekli olduğu günlerden geçiyor bu gezegen.
İsveçli Greta’yı Hatırlıyor musunuz?
Dünyanın dört bir yanında söndürülemeyen yangın haberleri gelirken, Batı Karadeniz’ de yaşanan ve bir ilçenin yok olmasına neden olan sel bize bir kez daha gösterdi ki bu küresel tehlikeyle an be an karşı karşıyayız. Adı iklim krizi. Ceset sayısı söylemi, beyaz et söyleminin bir başka türevi, nitelik kaybının bariz işareti olma konusu bir yana acı büyük, kayıp çok. 2018 yılında bir eylem yapan İsveçli Greta Thunberg ismini hatırlıyor musunuz? 15 yaşında “İklim için okul grevi” yaparak iklim krizine karşı dünya devi ülkeleri acil önlem almaya çağırmıştı Thunberg. Tek başına ama zihnindeki kocaman evrenle adım atmaktan çekinmeden. Time Dergisi’nin etkili kişiler listesine bu anlamlı eylem ile girmişti genç aktivist. Geldiğimiz yer malum, uçurum büyük ve Türkiye halen Paris İklim Anlaşması’nı imzalamadı. Gündem o kadar hızlı ve olaylar o kadar derin ki üzerine düşünmek bile oldukça yorucu.
Cesaretin resmi Ebrar Karakurt
Son olarak A Milli Voleybol Takımımızın “ödüllü smaçörü” Ebrar Karakurt, şahsi sosyal medya hesabında kız arkadaşı ile fotoğrafını paylaştı. Cesaret ve özgürlüğün voleybol oynayan hali olan Karakurt, bu fotoğraf nedeniyle homofobik saldırılara maruz kaldı. Simone De Beauvoir’in “Kadın kendi hayatından sorumlu olmaktan vazgeçerek kendi kendini de eziyor” der, yazımda bahsettiğim kendinden ve dünyadan vazgeçmeyen kadınlar Sahraa Karimi, Derya Bayır, Greta Thunberg ve Ebrar Karakurt. Irkçılığın da tıpkı patriarka gibi bir egemenlik biçimine dönüştürülmeye çalışıldığı, empati yoksunluğunun zirvede olduğu bu çağda mücadelenin neferi olan cesaretle adım atmaktan korkmayan kadınlardır, ufuk açanlardır onlar, ben değil biz derler. Büyük şair Bertolt Brecht’in dediği gibi “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz” bu cümle tamamlamak isterim yazımı. 6 yıldır takip etmekten mutlu olduğum meslek büyüğüm Ünsal Ünlü’ye de selamla…










