HÜKÜMET YIKILSIN AVM YAPILSIN

Konya izlenimleri

“Dostluk Vakti”

Hangi kent yara almadı ki? Mesela İstanbul 7 tepeli güzel şehir aldığı yaralara rağmen direnen ölmeyen bir kent. Kaç yerinden kurşun yedi yıllar boyu ne onarılmaz yaralar açıldı tam da kalbinde. Fikirtepe’deki kentsel dönüşümün 10 yıl boyunca yılan hikâyesine döndüğünü ve devlete bir enkaz kaldığını hatırlatmakta yarar var. Yoğun yapılaşma ile beton dev bloklar yükselirken mağdur olan yurttaşlar kat malikleri müteahhitler konusu var bir de. Devlet 2020 yılında bu konuya el atmıştı son durum nedir bilemiyorum ama halen dev yapılar inşa edilmeye devam ediyor. Eski haliyle Balat nasıl güzeldi.  O Balat’ı artık dizilerde görebiliyoruz. Eski Antep nasıl peki o da dizilerin vazgeçilmez mekânlarından. Hatırlar mısınız bilmem “Muhsin Bey’in İstanbul’unu. Ah o İstanbul nezaket, zarafet ve tutkunun kenti İstanbul. Hep geri dönmek isteyeceğin eski bir sevgili gibi İstanbul. Yavuz Turgul’un  en iyi filmlerindendir bence “Muhsin Bey”. Şimdi plazaların arkasında kalan kenar mahalle dramlarını izliyor AB grubu. Eskiden AB gurubunda olmak için anne -baba üniversite mezunu olmalı ve belirli aralıklarla tiyatro ve sinema gibi sosyal aktivitelere katılmak gerekirdi. Şimdi ise evde bulaşık makinası olması yeterli. (Kalemini çok sevdiğim Gülse Birsel’in bir röportajından aktarıyorum bu bilgiyi)  Kent kimlikleri ve kimliksiz kentler, kentlere yapılan beton zulmü kalbimi acıtan bir mevzu. Özellikle son 20 yılda hormonlu bir şekilde büyüyen ve sürekli mama ile beslenen gürbüz ama içi fos bebeklere benzedi kentlerimiz.  Betonarme yapıların arasında rehin kalmış gibiyiz. Ankara, Antalya, Gaziantep,Denizli,Rize  her kentin karnesi başka her kentin yarası başka ve hikâyesi başka.

Mevlana Celaleddin Rumi’nin 749.Vuslat Yıldönümü nedeniyle geçtiğimiz hafta Konya’daydım. Konya kalbimde, fikir dünyamda özel yeri olan bir kent elbette. Selçuk Üniversitesi kampüsünün gelişimi fakültemdeki değişimler sevdiğim hocalarımla derinlikli sohbet yüzümü güldürse de kent dokusu  adına  üzüldüm diyebilirim.  Kentin sosyo ekonomik dönüşümü ve plazaların kuşatması . Zafer Caddesi’nde yürüyorum. Çamlıca Pastanesi’nde bir çay içiyorum. Aslında film izliyor gibiyim. Uzun bir aradan sonra geldiğim bu kentteki değişimi hissediyorum. Yan masada “Tiktok” uygulamasıyla bulduğu eş adayı ile buluşan Azeri bir kadın oturmakta yanlarına birkaç öğrenci geliyor sonra o kadına akıl veriyorlar kulak misafiri oluyorum istemeden. Burkaya benzer şekilde örtülü kadına bakıyorum adımlarını zorlukla atabiliyor. Caddeler kalabalık. İpek kirpikleri ve botokslu dudakları ile Adnan Hoca’nın meleklerine benzeyen kadınlara bakıyorum. Onlar kapalı ben açık mıyım şimdi!! Aklıma üniversite son sınıfta trafik kazasında kaybettiğimiz sınıf arkadaşım Cennet geliyor. O’nda botoks var mıydı diye hafızamı yokluyorum. “Yoktu Elif yok yok doğru hatırlıyorsun” diyorum kendi kendime. Cennet tramvay durağında o soğukta başına peruk takardı örtüsünün üzerine, ben de onu beklerdim ve üzülürdüm. Üzüntüler yaratıldı yaşatıldı doğrudur. Samimi üzülenleri ayrı tutarak 20 yıldır üzenleri düşünüyorum sonra. Yeni mağdurlar bloğu o kadar kalabalık ki ..

Bozkırın ortasındaki dev kentte AVM sayısı hayli fazla. AVM lere karşı değilim. Âmâ denetimsiz çoğalmaları insanlara bir sistem dayatması. Herkes şişme dudaklarla birbirine benzerken kentleri bunun dışında tutabilmek ne mümkün? Kentler, plazalar ve avmlerle donatıldı. Aynı beton soğukluğu ve grilik var hepsinde. Kent merkezlerinden kentin yerlileri el ayak çekerken oralar kente sonradan gelenlerin adresi oldu. AKP iktidarı bazı yerleri 0’dan yaratırken bazı yerleri de yaşanmaz hale getirdi. Münih’te kaldığım bir oteldeki 100 yıllık çevirmeli telefon geliyor aklıma. Almanların o özeni tarihe ve kentine tabi doğal olarak kimliklerine verdikleri değerin bir resmi aynı zamanda . 20 yıl önceki hoşgörü yok artık Konya’da ki o zaman da vardı aşırılıklar zaman zaman baskılar  ama bugünle kıyas etmek ne mümkün.   Mevlana Dergâhı kapısından girerken bir huzur kaplıyor içimi evet.  O huzuru hep hissettim ben. Hüzünlü bir huzur bu…  Yine botokslu teyzeler var. “Ne olursan ol yine gel” diyen sonsuz çağrıya kulak verenleri görmek güzel. Aynı zamanda bir turizmci gözüyle bakınca kültürel seyahat rutinlerine hayran olduğum Çinlileri görmek güzel. Rastalı müzisyenlerin Gül Bahçesi’nde İngilizce şarkılarını dinlemek ise bir başka güzel.

Ahmet Özhan ve ekibini görüyorum sonra. Yüzü akça pakça elbette sesi billur salonu inletiyor. Ömer Tuğrul İnançer’in yerine Cerrahi Tarikatı’nın “postnişini” (şeyh)i olduğunu duymuştum. İnceliyorum gelen ekibi. Çevresinde ise enteresan bir kalabalık bulunmakta. 1998’de Devlet Sanatçısı olan Ahmet Özhan’ın sözleri FETÖ terör örgütü lideri Fettullah Gülen’e ait “Hüzünlü Gurbet” şarkısı vardı bilenler bilir. Hatta TRT Müzik bir özür tweeti bile atmıştı hatırlatmak isterim. “Ahmet Özhan’ın söylediği ‘Hüzünlü Gurbet’ şarkısı 2005’de yapılan programın tekrarında sehven yayınlanmıştır…” diye başlıyordu o tweet..Ahmet Özhan’ın ayakkabılarını giydirip çıkaran gençler var çevresinde. Hayretle bakıyorum olana bitene .Şeyh olmanın gereği sanırım!!!Bu kare üstüne birçok cümle kurmak mümkün elbette. Ama hiç halimiz kalmadı ki öyle yorulduk ki biz…Velhasıl,  Mevlana Kültür Merkezi’nde akşam buluşması ise ruha ilaç.  Ve Konya’ya giderseniz Hristiyan Hacıların konaklama adresi olan 5000 yıllık Rum köyü Sille’ye vakit ayırın o muhteşem havayı soluyun diye ekliyorum. Yazıma Antalyalı şair Ferruh Tunç’un  bir şiiri ile nokta koymak isterim.

“Bir kentin özeti-öyleyse-bir cadde olmalıdır.

Haykırışı çünkü tıpkı odur. (Uluması demeliydim; şimdi yaralı o.)

Cümleleri kuruşu, harflere vuruşu.

Apaçık ediyor ki; bir fikir o, bir tez…

Bir stil, bir eda belki de; şimdiden, sonradan, önceden..

Anılarımızın sığındığı bir liman da diyebiliriz ona

İsteklerimizin kendisini dışa vurduğu sahne belki de

Şöyle yazmamışlar mıydı duvara bir zamanlar; o caddeler:

“Hükümet yıkılsın, AVM yapılsın!”

Son Yazılarım

Kartalkaya

Kartalkaya

Olguları karartan algı operasyonları Kara karışan is kokusu ile Kartalkaya “Bizim Büyük Çaresizliğimiz”  Barış Bıçakçı’nın eserinden uyarlanan ve erken yaşta kaybettiğimiz önemli sinemacılardan Seyfi Teoman’ın yönetmen koltuğunda olduğu filme atıfla içim yanarak bir...

Şiir Anneye 2 – Nilüfer Belediyesi

Şiir Anneye 2 – Nilüfer Belediyesi

-Leben-                                                                                                                                    Antalya,10.08.2021 Merhaba şiir anne, Yazarak olmaya ve oldurmaya çalışmak bir tercih meselesi. Bu tercihte bulunanlar bazı...

Şiir Anneye – Nilüfer Belediyesi

Şiir Anneye – Nilüfer Belediyesi

-Leben-                                                                                                                                  Antalya,10.08.2021 Merhaba şiir anne, Kahvemi almak için mutfağın yolunu tuttum. O şifalı dizeleri okurken suyun kaynamasını...

Manavgat ve İs Kokusuna Karışan Acı

Manavgat ve İs Kokusuna Karışan Acı

  Yüzyılın tehlikesi küresel ısınma her gün başka şekillerde başka afetlerle yüzünü göstermekte. Aşı ve mülteci karşıtları arasında sıkışıp kaldığımız +40 derece sıcakta yaşam mücadelesi sürerken, ülkenin dört bir yanından yükselen alevlerle sarsıldık. 17 ilde 58...

Elif Mir – Hayat Dergisi

Elif Mir – Hayat Dergisi

  Basın danışmanı gazeteci meslektaşımız Elif Mirmahmutoğlu’un sizlere tanıtmak istiyoruz. Güler yüzlü ve çalışkanlığı ile meslektaşları arasında da sevilen ve takdir edilen Elif Mirmahmutoğlu’nun bilinmeyen yönlerini ve mesleğe dair her şeyi sizler için...

Yaşayan antik kent Kaleiçi, hikayelerini anlatıyor

Yaşayan antik kent Kaleiçi, hikayelerini anlatıyor

Antalya’da Muratpaşa Belediyesi, Kaleiçi’nde gündelik yaşamın tarihini sandıklardan çıkardı,özel bir belgesel çalışmayla bugüne taşıdı. HafızaMekanları ve Kültürel Miras-Antalya Kaleiçi Evleri projesiyle yaşayan antik kentte evlerin tarihinin anlatıldığı çalışma, 7....

Yavşaklık Virüsü

Yavşaklık Virüsü

  Çok efendi, harika bir çocuk tanıyordum. Uzun süre görmeyince ortak bir tanıdığıma sordum. “Hiç sorma” dedi tanıdık; “seninki çok değişti, yavşaklarla takıla takıla, yavşağın teki oldu.” Yavşak bit yavrusu demek. Argodaki kullanımını nasıl tarif edebilirim:...

Islak Çorap Kokan Bir Odadayız

Islak Çorap Kokan Bir Odadayız

Hikâyeye uzaktan bakmak istediği dönemleri olur insanın. Günlük telaşın altında ezildiği veyahut stresin yarattığı tozları halının altına süpürdüğü günleri, yılları olur bazen insanın. Ama toz bulutu gün gelir artık halının altına sığmaz olur. Islak çorap kokan bir...

Yaşa Yaşa Gör Temaşa

Yaşa Yaşa Gör Temaşa

Türkiye basın tarihinde son 20 yıl ve makbul olan gazeteci tipi Kuzey Avrupa’da yaşamadığımız için adrenalin bizim için çay gibi bir şey. Günde 12 doza yakın adrenalin almazsak ruhumuz azapta. Çanlar çalmaya devam ediyor virüs Türkiye tipi yayılmacı haliyle AVM’lerde...

Turnusol Kağıdı

Turnusol Kağıdı

Turnusol kağıdı AİHM ve Barolar Bazen bazı olaylar turnusol kağıdı işlevi görür. Günlük hayatımızda da sıkça yaşarız da sonradan fark ederiz aslında olup biteni... Canımlı gülümlü ileri derece samimi bir akraba ya da arkadaştan bir gün borç istemeye gör ya da hak...

Sosyal Medya