Keman çalan Kemal’e

Chaplin’den Olimpos’un zirvesine..

Beton blokları arkamıza almış yollara düşmüştük her kilometrede ufaklaşan beton bloklar her kilometrede yeşile her adımda irileşen yaşam sevinci. Sarkaçtı hayat ve tam tamına bir terazi kefeler arasında gidip gelen. Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar bize sunulan algı;  olguları yerle bir etmiş beton duvarlar ruhlarımızı da ele geçirmiş katılaşmıştık artık. 15 yıldan fazladır o berrak zihnindeki hastalıkla mücadele eden gülüşü sonsuzluk içeren bir akrabasının ölüm haberini almış buruk bir tebessümle rahmet dilemişti  o huzura gitmişti belki de. Akışındaki gelişmelere baktı sonra gözü kaydı, eli gitti neyse ki sistematik bağımlılık yoktu kontrol halen kendisindeydi.  Yağmur doluya çevirmiş küresel ısınma ve küresel enformasyon dolusu her yeri darma duman etmişti artık .. Telefonu olan herkes yayında hep ama hep yayında idi yaylım ateşi hodri meydanlar meydan okumalar… Neyse ki ıspanak detokslarını seviyordu. Nitelikli ve doğru bilgi gerçek haber daha çok önemliydi artık bir iletişim bilimci olarak buna inanıyordu kadın..  Bir haber ilişti gözüne sonra. Yol ortasında vurulan Kemal Kurkut’un o zihinlere kazınan fotoğrafını çeken fotomuhabir 20 yılla yargılanırken tetiği çeken polis  beraat etmişti.  Bir polis memurunun silahları bırakın gaz atın demesine rağmen bir başka polis memurunun kurşunu ile ölmüştü Kurkut. Fevriydi, gençti, politik ve muhalifti ama böyle ölmeyi hak etmemişti. Ailesi yaşananlar devlet babanın sillesini sağlam yiyenlerden biraz. Adıyamanlı İnönü Üniversitesi Güzel Sanatlar öğrencisi keman çalan Kemal.. Diyarbakır ‘da Nevruz kutlamalarında ölmüştü genç kemancı alenen ölümü istenmişti . Alan Patton’un Güney Afrika’daki acıları anlattığı ‘Ağla Sevgili Memleket’  romanındaki ilginç diyalog geldi aklına sonra . Barış yanlısı iki siyahi rahip konuşurken biri ötekine ; “En büyük korkum şu”  der. Bir gün beyazlar bize sevgiyle yaklaşacaklar ama bizden sadece nefret görecekler” . Közde demlenen kahveden bir yudum aldı kadın sonra.  Dağların enginliğine dalıp dalıp giderken doğanın dengesini alt üst eden insanın betonluğu insanın kabalığı ne çok yoruyordu, yaralıyordu vicdanı olanı diye geçirdi içinden. Mesela 20.yy başlarında Hitler mağrur ve muzaffer iken Charlie Chaplin’in filmleri yasaklanıyor Amerikan Aleyhtarı Faaliyetler Komisyonu onu suçluyordu kışkırıtıcı olduğu gerekçesiyle. Şarlo komisyona itirafta bulundu bir telgrafla. Ben “Barış kışkırtıcısıyım” dedi. Vicdanı olan , duruş ve fikir sahibi olan  dünyanın her coğrafyasında  bedel ödüyordu.  Yaralamalar sıralaması sağlam ve eksiksizdi bazı topraklarda üzerinde yaşadığımız bu kutsal hazine gibi diye düşündü sonra. Biraz konuştular sonra uzun sustular  yanındaki öteki ile. Acaba öteki daha çok ötekini mi seviyordu hassas noktalarından mütevellit bakışlarında bir benzerlik vardı belki de.Dağların arasından geçen bir çocuk grubunun konuşmasına kabarttı kulaklarını  pc oyunları ve ailelerinde duyduklarını ezber eden körpe zihinler z kuşağına ait teknolojik dille akran zorbalığı yapıyor. Bir çocuk annesinin telefonu ile caka satıyordu diğer arkadaşına. Bir an gidip aralarına karışmak istedi kadın ama sonra durdu .Su akacak yolunu bulacak tüketim toplumunun derin açmazı çarklarında telefon telefon diye telef olanlar olacaktı. Temeli ile etkileşimi ailesi ve kendi iradesi öğrenme yetisiyle kurtulabilen ise dimdik ,yemyeşil ,masmavi ve sonsuz olacak birey olmanın insan olmanın amacını bulacak ve yaşayacaktı. Dün de böyle idi bugün de böyle olacaktı. Ece Ayhan ne diyordu ; ‘Biz tüzüklerle çarpışa çarpışa büyüdük’. Hayatın her alanında çarpışma olmadan, olmak mümkün değildi olması da düşünülemezdi. Kasım ayında güneşe karşı kahve içmenin verdiği dinginliğin fotoğrafını çekti zihninde akşam oluyordu artık.  20203040404 piksel ve mükemmel bir kare yarattı kendisine betona gitmek mecburi idi son 20 yılda beton şaton olmuştu sanki direnmek zordu ama imkansız değildi elbet..  Sonra “HUMANS” dizisi geldi aklına 21.YY açmazları.  İnsan sahalarında yaşamayı tercih edenlerin teknolojiden kaçarak hayatın her alanını ele geçiren robotlardan kaçarak insan bölgelere göçü. Göç eden insanın hüznü göçmen kuşların insanı yurt edinişi işte hep ama hem mesele burada düğümleniyordu. Telefonunda kayıtlı olan Tahir Elçi Diyarbakır numarasını silememişti ,halen silmemişti. Göçü ; kaşarlı esnaf tostu yiyerek konuştukları o günü hafızasından hiç silmediği gibi. Yüzyılın en önemli sanat ve duruş insanlarından Zülfü Livaneli ‘yi takip ettiği bir siyasi mitingte toy bir muhabirken ondaki yaklaşım ve insaniyet farkını hissetmek ve öylesine değil samimiyetle yapılan sohbeti hatırlamak gibi.  Antik Likyanın önemli kentlerinden biri Olimpos’a karşı Chaplin’in nasıl hatırlandığını düşününce kocaman gülümsemek sonra.. Sonrası iyilik güzellik…

Son Yazılarım

Kartalkaya

Kartalkaya

Olguları karartan algı operasyonları Kara karışan is kokusu ile Kartalkaya “Bizim Büyük Çaresizliğimiz”  Barış Bıçakçı’nın eserinden uyarlanan ve erken yaşta kaybettiğimiz önemli sinemacılardan Seyfi Teoman’ın yönetmen koltuğunda olduğu filme atıfla içim yanarak bir...

Şiir Anneye 2 – Nilüfer Belediyesi

Şiir Anneye 2 – Nilüfer Belediyesi

-Leben-                                                                                                                                    Antalya,10.08.2021 Merhaba şiir anne, Yazarak olmaya ve oldurmaya çalışmak bir tercih meselesi. Bu tercihte bulunanlar bazı...

Şiir Anneye – Nilüfer Belediyesi

Şiir Anneye – Nilüfer Belediyesi

-Leben-                                                                                                                                  Antalya,10.08.2021 Merhaba şiir anne, Kahvemi almak için mutfağın yolunu tuttum. O şifalı dizeleri okurken suyun kaynamasını...

Manavgat ve İs Kokusuna Karışan Acı

Manavgat ve İs Kokusuna Karışan Acı

  Yüzyılın tehlikesi küresel ısınma her gün başka şekillerde başka afetlerle yüzünü göstermekte. Aşı ve mülteci karşıtları arasında sıkışıp kaldığımız +40 derece sıcakta yaşam mücadelesi sürerken, ülkenin dört bir yanından yükselen alevlerle sarsıldık. 17 ilde 58...

Elif Mir – Hayat Dergisi

Elif Mir – Hayat Dergisi

  Basın danışmanı gazeteci meslektaşımız Elif Mirmahmutoğlu’un sizlere tanıtmak istiyoruz. Güler yüzlü ve çalışkanlığı ile meslektaşları arasında da sevilen ve takdir edilen Elif Mirmahmutoğlu’nun bilinmeyen yönlerini ve mesleğe dair her şeyi sizler için...

Yaşayan antik kent Kaleiçi, hikayelerini anlatıyor

Yaşayan antik kent Kaleiçi, hikayelerini anlatıyor

Antalya’da Muratpaşa Belediyesi, Kaleiçi’nde gündelik yaşamın tarihini sandıklardan çıkardı,özel bir belgesel çalışmayla bugüne taşıdı. HafızaMekanları ve Kültürel Miras-Antalya Kaleiçi Evleri projesiyle yaşayan antik kentte evlerin tarihinin anlatıldığı çalışma, 7....

Yavşaklık Virüsü

Yavşaklık Virüsü

  Çok efendi, harika bir çocuk tanıyordum. Uzun süre görmeyince ortak bir tanıdığıma sordum. “Hiç sorma” dedi tanıdık; “seninki çok değişti, yavşaklarla takıla takıla, yavşağın teki oldu.” Yavşak bit yavrusu demek. Argodaki kullanımını nasıl tarif edebilirim:...

Islak Çorap Kokan Bir Odadayız

Islak Çorap Kokan Bir Odadayız

Hikâyeye uzaktan bakmak istediği dönemleri olur insanın. Günlük telaşın altında ezildiği veyahut stresin yarattığı tozları halının altına süpürdüğü günleri, yılları olur bazen insanın. Ama toz bulutu gün gelir artık halının altına sığmaz olur. Islak çorap kokan bir...

Yaşa Yaşa Gör Temaşa

Yaşa Yaşa Gör Temaşa

Türkiye basın tarihinde son 20 yıl ve makbul olan gazeteci tipi Kuzey Avrupa’da yaşamadığımız için adrenalin bizim için çay gibi bir şey. Günde 12 doza yakın adrenalin almazsak ruhumuz azapta. Çanlar çalmaya devam ediyor virüs Türkiye tipi yayılmacı haliyle AVM’lerde...

Turnusol Kağıdı

Turnusol Kağıdı

Turnusol kağıdı AİHM ve Barolar Bazen bazı olaylar turnusol kağıdı işlevi görür. Günlük hayatımızda da sıkça yaşarız da sonradan fark ederiz aslında olup biteni... Canımlı gülümlü ileri derece samimi bir akraba ya da arkadaştan bir gün borç istemeye gör ya da hak...

Sosyal Medya