Kestim Kara Saçlarımı

Mahsa’ya…

‘Söz uçar yazı kalır’ derler ya doğrudur söz gider ama yazı ölümsüzdür. Türkiye’nin en başarılı kadın oyuncularından biri de bence Devrim Yakut. Geçenlerde hatıralarını, geçirdiği hastalıkla baş etme sürecini anlattığı bir röportajını izledim.  Yazmanın verdiği sonsuz özgürlük duygusunun oyunculuktan güçlü olduğunu anlatıyordu. Kelimelerin verdiği kanatlardan bahsediyordu. Kitabının ismi ise “Söz Uçar Hasar Kalır” üzerine düşündüm uzunca. Hasarlı olma hali belki de kaleme yönelten, hep bir hasar alma durumu yazmaya iten. İran’da 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin ‘başörtü yasaklarına uymadığı’ gerekçesiyle ahlak polisi tarafından katledilmesiyle elim kaleme gitti yine. İyi ki gidecek bir yolum var diye geçirdim içimden harflerime sarıldım.

‘Uçuşu hatırlıyor musunuz?

Gencecik bir kadının hayatına son verildi.  Saç tellerinden örülmüş bir bayrak altında saçlarımız tek tek dökülüyor gibi. Dünya ise dev bir misafir odası sadece. Yerlerde ise “Saçlar” var.  Saçlar her zaman çok şey anlattı bize. Gülten Akın’ın ‘Kestim Kara Saçlarımı’ şiiri 1960 yılında yayınlanan güçlü bir anlatısı olan manifesto niteliğinde bir şiirdir.  Yine duruşunu değerli bulduğum Kalben’in ‘Saçlar’ şarkısında da dağılan bir kadının ruhunu en iyi anlatan şarkılardandır. Dize dize kadınlar geliyor aklıma. “Kuş ölür sen uçuşu hatırla” diyen bir kadın vardı hatırlar mısınız? Belki şiir sevenler hemen hatırlar. Hüzünlü bakışları ile elinde sigara tutarken bir fotoğrafını görmüşüsünüzdür sosyal medyada gezinirken. Onun cenazesini kaldırmak istememişti İran’da mollalar. 1967 Şubat’ında, kendi kullandığı araç ile giderken, başka bir araçla kaza yapmamak için duvara çarpınca, araçtan dışarı fırladı ve başını kaldırıma vurdu. Sadece otuz iki yaşındaydı. Son kitabı “İnanalım Soğuk Mevsimin Başlangıcına” yarım kaldı. Çünkü o “ahlaksız” şiirler yazıyordu. Bir yazar kıldırdı bu yüzden bu genç kadının cenaze namazını. O kadın İran’ın acının her rengini yaşayan şairlerinden Füruğ Ferruhzad’dan başkası değil.

Kadınlar yine sokaklarda

1967’den bugüne 55 yıl geçmiş, dünya değişmiş. Artık fabrikalarda robotlar var artık evlerde akşam oturmasına gidenlerin sayısı azaldı. Fotoğraf albümlerini gösterme devri kapandı. Artık fotoğraf albümlerimizi dünya ile paylaşma şansımız var. O albümleri yayınlıyoruz sosyal medya hesaplarımızdan afili alıntılarla bazen. Bu bizi özgürleştirdi diyebiliriz ama yalnızlaştırdı da mücadele ise aynı mücadele. Dünyanın her köşesinden haber almamız da mümkün .55 yıl önce cenaze namazı kıldırılmayan bir şairin tabutunu kadınlar kaldırmıştı. Bugün yine kadınlar sokakta ellerinde makaslarla saçlarını kesiyorlar İran’da orta sınıfında dahil olduğu bu haklı hareketle itiraz ediyorlar. İran Araştırmaları Merkezi’nden Dr. Gülriz Şen, kadın hareketlerinin geçmişte hep sosyo-ekonomik protestoların bir parçası olduğunu belirtiyor. Amini’nin ölümü ile kadın hareketinin başını çektiği protestolara şahit olunduğuna dikkat çeken Şen,” Bu sefer ülke genelinde hem orta sınıf kentli kadınlar, yani örtünme pratiğini seçme özgürlüğünü önemseyen, İran’da daha reformcu ve ılımlı cenaha oy veren orta sınıf kadınların protestolara dahil olduğunu görüyoruz. Öte yandan aslında bu ahlak zabıtasının, ahlak polisinin daha çok baskı uyguladığı, toplumun daha yoksul kesimlerinden kadınların da buna itirazlarını yükselttiğini görüyoruz” diyor.

Her kadının ayrı bir sınavı var

Erkek egemen sistemde her kadın ülkesi, ruh hali ve direnç gücü çerçevesinde başka sınavlar veriyor. Tuğba Ünsal’da onlardan ara ara linç yemesi bundan.  ‘Beni erkekler takip etmesin kızlar takip etsin ben bir moda ikonuyum’ minvalinde konuşan ünlü bir insanın eski eşi olma sıfatı ile varlığını sürdüren düşünün kitap bile yazan!!! Şeyma Subaşı isimli ünlü ünsüz hanımefendiye tepki gösteren oyuncu Tuğba Ünsal’a hak vermemek elde değil. Ünsal’ın “Kızlar neden takip etsin ki bu ülkede yaşayan kız çocuklarının güçlü, üreten, çalışan ürettikleri ile var olan her türlü engele rağmen aldığı hasarları onararak kendini var eden örnek rol modeli kadınlara ihtiyacı var” derken benden farklı düşündüğünü de sanmıyorum. 1960 yılında yazılan bir şiir bugüne ışık mesela. Velhasıl artık Mahsa öldü. Yanı başımızdaki İran’da sokaklara dökülen saçlar bizimdir.  Mahsa’nın katili erkek egemen sistemdir. İranlı kadınların mücadelesi hepimizin mücadelesidir.

Son Yazılarım

Kartalkaya

Kartalkaya

Olguları karartan algı operasyonları Kara karışan is kokusu ile Kartalkaya “Bizim Büyük Çaresizliğimiz”  Barış Bıçakçı’nın eserinden uyarlanan ve erken yaşta kaybettiğimiz önemli sinemacılardan Seyfi Teoman’ın yönetmen koltuğunda olduğu filme atıfla içim yanarak bir...

Şiir Anneye 2 – Nilüfer Belediyesi

Şiir Anneye 2 – Nilüfer Belediyesi

-Leben-                                                                                                                                    Antalya,10.08.2021 Merhaba şiir anne, Yazarak olmaya ve oldurmaya çalışmak bir tercih meselesi. Bu tercihte bulunanlar bazı...

Şiir Anneye – Nilüfer Belediyesi

Şiir Anneye – Nilüfer Belediyesi

-Leben-                                                                                                                                  Antalya,10.08.2021 Merhaba şiir anne, Kahvemi almak için mutfağın yolunu tuttum. O şifalı dizeleri okurken suyun kaynamasını...

Manavgat ve İs Kokusuna Karışan Acı

Manavgat ve İs Kokusuna Karışan Acı

  Yüzyılın tehlikesi küresel ısınma her gün başka şekillerde başka afetlerle yüzünü göstermekte. Aşı ve mülteci karşıtları arasında sıkışıp kaldığımız +40 derece sıcakta yaşam mücadelesi sürerken, ülkenin dört bir yanından yükselen alevlerle sarsıldık. 17 ilde 58...

Elif Mir – Hayat Dergisi

Elif Mir – Hayat Dergisi

  Basın danışmanı gazeteci meslektaşımız Elif Mirmahmutoğlu’un sizlere tanıtmak istiyoruz. Güler yüzlü ve çalışkanlığı ile meslektaşları arasında da sevilen ve takdir edilen Elif Mirmahmutoğlu’nun bilinmeyen yönlerini ve mesleğe dair her şeyi sizler için...

Yaşayan antik kent Kaleiçi, hikayelerini anlatıyor

Yaşayan antik kent Kaleiçi, hikayelerini anlatıyor

Antalya’da Muratpaşa Belediyesi, Kaleiçi’nde gündelik yaşamın tarihini sandıklardan çıkardı,özel bir belgesel çalışmayla bugüne taşıdı. HafızaMekanları ve Kültürel Miras-Antalya Kaleiçi Evleri projesiyle yaşayan antik kentte evlerin tarihinin anlatıldığı çalışma, 7....

Yavşaklık Virüsü

Yavşaklık Virüsü

  Çok efendi, harika bir çocuk tanıyordum. Uzun süre görmeyince ortak bir tanıdığıma sordum. “Hiç sorma” dedi tanıdık; “seninki çok değişti, yavşaklarla takıla takıla, yavşağın teki oldu.” Yavşak bit yavrusu demek. Argodaki kullanımını nasıl tarif edebilirim:...

Islak Çorap Kokan Bir Odadayız

Islak Çorap Kokan Bir Odadayız

Hikâyeye uzaktan bakmak istediği dönemleri olur insanın. Günlük telaşın altında ezildiği veyahut stresin yarattığı tozları halının altına süpürdüğü günleri, yılları olur bazen insanın. Ama toz bulutu gün gelir artık halının altına sığmaz olur. Islak çorap kokan bir...

Yaşa Yaşa Gör Temaşa

Yaşa Yaşa Gör Temaşa

Türkiye basın tarihinde son 20 yıl ve makbul olan gazeteci tipi Kuzey Avrupa’da yaşamadığımız için adrenalin bizim için çay gibi bir şey. Günde 12 doza yakın adrenalin almazsak ruhumuz azapta. Çanlar çalmaya devam ediyor virüs Türkiye tipi yayılmacı haliyle AVM’lerde...

Turnusol Kağıdı

Turnusol Kağıdı

Turnusol kağıdı AİHM ve Barolar Bazen bazı olaylar turnusol kağıdı işlevi görür. Günlük hayatımızda da sıkça yaşarız da sonradan fark ederiz aslında olup biteni... Canımlı gülümlü ileri derece samimi bir akraba ya da arkadaştan bir gün borç istemeye gör ya da hak...

Sosyal Medya