KİŞİLİKSİZ DİŞİLER VE DOĞUŞTAN GELİŞEN PR YETENEĞİ

 

26 Ekim 2012

Gündeme dair yazacak çok konunuz vardır ama bazen eliniz yazmaya gitmez. İşte ben de şu an böyle bir anın içindeyim. Geçtiğimiz haftalarda yine benzer bir ruh hali içindeyken bir yazı kaleme almıştım; sürekli pompalanan ‘erkeklik erki’, erkek çocuklarının çocukluktan itibaren nasıl ayrıcalıklı yetiştirildikleri ve erkekliklerinin adeta bir ayin gibi nasıl kutsandığına dair. Yazının son paragrafında ise ‘Kişiliksiz Dişilik’ler hakkında düşüncelerimi ifade etmiştim. Bu kavram elbette daha önce bir yerlerde, bir konuşmada kullanılmıştır. Ancak çevremdekilerden bu benzetmeyi ilk kez benim ağzımdan duyanların sayısı hiç de az değil. Bu durum benim için az şekerli bir dilim cevizli ev baklavası kadar tatmin edici bir his uyandırıyor; yani mutluluk verici.

Yazımla ilgili pek çok telefon aldım, arkadaşlardan, okurlardan, dostlardan… Yazılarım üzerine telefon almak ne güzel bir duygu, Allah’tan başka ne dileyeceğim ki? Bilirsiniz, bazen bir yazı sıradan olabilir ama yine de insanın telefonları susmaz. Bu, abartının çoğu zaman doruğa ulaştığının bir göstergesi. Ben abartıyı sevmem, direkt söylem ve olduğu gibi aktarmak her zaman daha anlamlıdır benim nazarımda. İşte öyle telefonda gelen telefonlar. Bu telefonlar, yazının devamını isteyenlerdendi. Bu bayram gününde, kişiliksiz dişilere birkaç satır ayırmak isterim.

1980 darbesi sonrasında yetişen gençlere, siyasetten uzak durmaları, kamuoyu ve tüm egemen güçler tarafından empoze edildi. Siyaset, insanların başına bela açan, ‘tu kaka’ sayılan, uzak durulması gereken bir alan olarak anlatıldı gençlere. Oysa siyaset hayatın ta kendisiydi ve herkesin içinde yer alması gereken bir alan. O dönem tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de kadın hareketleri ve feminizm büyük yankı buldu. Kadının kendini arayışı, 80’lerin keskin virajlarından biriydi. Kimi kadınlar kendini buldu ama, bu buluşlarda rol hırsızlığı da göze çarptı. Bazı kadınlar, özellikle ülkemizde her zaman yok sayılan kadın haklarını ve kimliği konusunda tepkisini erkekleşerek gösterdi ve kadın kimliğini bir tarafa attı.

Gelişen düzende kadının iş hayatında aktif rol almasıyla rollerin güç dağılımında büyük değişimler yaşandı. Eğitim düzeyi ne olursa olsun, pek çok genç kadın okudu, araştırdı, siyasetle ilgilendi; hatta gelişim sürecinde ‘kadın gibi kadın’ olmayı da amaçladı. Aklı hür, vicdanı hür ve bedenini özgürce kontrol eden kadınlar fikir dünyamıza yön verdi. Ardından 90’lar ve 2000’ler geldi. Türk kadını gelişimine devam etti. Ancak bazıları, yalnızca kısır bir döngüde kalmaya mahkum oldu. Saç renklerini, telefonlarını, bindikleri araçları değiştirdiler; moda dergilerinin peşine düştüler. ‘Kişiliksiz Dişiler’ böyle böyle çoğaldı. Hayatlarını ‘Erkekler ve Tüketim Alışkanlıkları’ oluşturan bu topluluk o kadar yaygın ki, bu tip kadınlara her yerde rastlayabilirsiniz. Onlar da planlar yaptı, komplo kurdu; ‘Nasıl daha havalı görünebiliriz? Şu kadının eşi ya da sevgilisini nasıl elde edebiliriz? Çalışmadan nasıl zengin olabiliriz? Bir iş yapmadan nasıl sürekli meşgul görünürüz? Gibi sorularla mücadele ettiler. Onlara göre hayatta en önemli şey, mağdur rolüne bürünmek ve basit entrikalarla yol almak.

Bu tiplerin doğaçlama PR yeteneği ile dünyaya geldiğini düşünüyorum. Onlar, mağdur görüntüsü sevdalısı, ‘sen bilirsin’ciler, vampir becerilerinde usta kişilerdir. Cinsel açlığın merkez ülkelerinden olan ülkemizde, kendilerini bir türlü gerçekleştirememiş veya kendi standartlarına göre bunu başarmış, ego havuzlarında yüzmeyi marifet sanan erkekler de bu tip kadınların en büyük destekçileridir. Basit olan her zaman bu coğrafyada yüksek mertebededir ve basitlik kolay kolay silinmez. Güzel ve akıllı olmaksa bu toplumda hep zorluklar yaratmıştır.

Kişiliksiz dişiler, genellikle AVM’lerde dolanıp dururken, kuaför salonlarında muhabbet ederken ya da tatil planları yaparken gözlemlenebilirler. Güçlü kadınların başarılarına gölge düşürmek, onların acılarından beslenmek konusunda usta olabilirler. Aynaya bakmaktan kaçınır çünkü yüzleşmekten korkarlar.

Bu konuda daha pek çok şey söylenebilir ki, anlatılmak istenenler kitapları bile doldurur. Kadın düşmanı değilim ama her kadını sevdiğim söylenemez, seçici olmak bazen şart. Nihayetinde, medeniyet melezlerden doğar. Her köşesi ayrı kültürler barındıran ülkemde doğulu görünümlü nic salopes.com olarak aktif kullanıcılara sunulmaktadır. Akdenizli gibi Akdenizliler tanıdım ve Karadeniz kayıtlı nice Egeliler… Öyle bir söylemi duyunca, “Aynı ülke de melezlik olur mu?” diye soranlara karşılık vermenin ne anlamı var ki? Gülümsemem yeterli. Mutlu ve huzurlu bayramlar…

HABERANTALYA-AB MEDYA

Son Yazılarım

Kartalkaya

Kartalkaya

Olguları karartan algı operasyonları Kara karışan is kokusu ile Kartalkaya “Bizim Büyük Çaresizliğimiz”  Barış Bıçakçı’nın eserinden uyarlanan ve erken yaşta kaybettiğimiz önemli sinemacılardan Seyfi Teoman’ın yönetmen koltuğunda olduğu filme atıfla içim yanarak bir...

Şiir Anneye 2 – Nilüfer Belediyesi

Şiir Anneye 2 – Nilüfer Belediyesi

-Leben-                                                                                                                                    Antalya,10.08.2021 Merhaba şiir anne, Yazarak olmaya ve oldurmaya çalışmak bir tercih meselesi. Bu tercihte bulunanlar bazı...

Şiir Anneye – Nilüfer Belediyesi

Şiir Anneye – Nilüfer Belediyesi

-Leben-                                                                                                                                  Antalya,10.08.2021 Merhaba şiir anne, Kahvemi almak için mutfağın yolunu tuttum. O şifalı dizeleri okurken suyun kaynamasını...

Manavgat ve İs Kokusuna Karışan Acı

Manavgat ve İs Kokusuna Karışan Acı

  Yüzyılın tehlikesi küresel ısınma her gün başka şekillerde başka afetlerle yüzünü göstermekte. Aşı ve mülteci karşıtları arasında sıkışıp kaldığımız +40 derece sıcakta yaşam mücadelesi sürerken, ülkenin dört bir yanından yükselen alevlerle sarsıldık. 17 ilde 58...

Elif Mir – Hayat Dergisi

Elif Mir – Hayat Dergisi

  Basın danışmanı gazeteci meslektaşımız Elif Mirmahmutoğlu’un sizlere tanıtmak istiyoruz. Güler yüzlü ve çalışkanlığı ile meslektaşları arasında da sevilen ve takdir edilen Elif Mirmahmutoğlu’nun bilinmeyen yönlerini ve mesleğe dair her şeyi sizler için...

Yaşayan antik kent Kaleiçi, hikayelerini anlatıyor

Yaşayan antik kent Kaleiçi, hikayelerini anlatıyor

Antalya’da Muratpaşa Belediyesi, Kaleiçi’nde gündelik yaşamın tarihini sandıklardan çıkardı,özel bir belgesel çalışmayla bugüne taşıdı. HafızaMekanları ve Kültürel Miras-Antalya Kaleiçi Evleri projesiyle yaşayan antik kentte evlerin tarihinin anlatıldığı çalışma, 7....

Yavşaklık Virüsü

Yavşaklık Virüsü

  Çok efendi, harika bir çocuk tanıyordum. Uzun süre görmeyince ortak bir tanıdığıma sordum. “Hiç sorma” dedi tanıdık; “seninki çok değişti, yavşaklarla takıla takıla, yavşağın teki oldu.” Yavşak bit yavrusu demek. Argodaki kullanımını nasıl tarif edebilirim:...

Islak Çorap Kokan Bir Odadayız

Islak Çorap Kokan Bir Odadayız

Hikâyeye uzaktan bakmak istediği dönemleri olur insanın. Günlük telaşın altında ezildiği veyahut stresin yarattığı tozları halının altına süpürdüğü günleri, yılları olur bazen insanın. Ama toz bulutu gün gelir artık halının altına sığmaz olur. Islak çorap kokan bir...

Yaşa Yaşa Gör Temaşa

Yaşa Yaşa Gör Temaşa

Türkiye basın tarihinde son 20 yıl ve makbul olan gazeteci tipi Kuzey Avrupa’da yaşamadığımız için adrenalin bizim için çay gibi bir şey. Günde 12 doza yakın adrenalin almazsak ruhumuz azapta. Çanlar çalmaya devam ediyor virüs Türkiye tipi yayılmacı haliyle AVM’lerde...

Turnusol Kağıdı

Turnusol Kağıdı

Turnusol kağıdı AİHM ve Barolar Bazen bazı olaylar turnusol kağıdı işlevi görür. Günlük hayatımızda da sıkça yaşarız da sonradan fark ederiz aslında olup biteni... Canımlı gülümlü ileri derece samimi bir akraba ya da arkadaştan bir gün borç istemeye gör ya da hak...

Sosyal Medya