Pencereler
Pencereler, pencereler pencereler beton yığınlarının akciğerleri gibidir bence. Binalar yükseldikçe pencereler küçülse de pencereler mühimdir her yapı için yapının içinde yaşayan her insan için. Bir nefes için tazelenmek için bir yudum serin hava için. Pencereye bakarak dışarda akıp giden hayatı takip ederek günler biriktirebilirsin o pencere kolunun gelmesi için dakikaları dakikalara ekleyebilirsin. . Pencerenin kolunun pencereden ayrı olduğu yegane yer hastanelerdir. Koridorlarının pik saati olmayan hastaneler pik saati diye bir tabirin kullanılmadığı hastaneler. Çünkü o hastaneler 7/24 yaşarlar. Hastaneler başlı başına hayatın bir başka yaşandığı yerlerdir hangi enlem hangi boylama göre hareket edileceği hastanenin saatine göre belirlenir. Kendi iç saati içinde akışın daim olduğu zaman zaman serumların akışını izlediğin pencereden dakikalarca aynı noktaya baktığın bir hastane odasında elbette pençenin kolunun gelmesi içinde gözün yollarda kalabilir.
Hastabakıcı ve temizlik görevlilerinin kendi aralarında bir iletişim dili oluşturduğu hastanelerde pencere ile kolunun birlikte olması tehlikeli durumlara yol açabileceği için belirli bir saat diliminde kısıtlı bir süre içinde pencere kolu takılmak sureti ile açılabilir ve sen o an dünyanın en mutlu insanı olabilirsin. Eve mutluluk esasen çok basittir. Kolu olmayan bir pencerenin kolu ile buluşması ve bir yudum temiz havayı seninle buluşturmasıdır mutluluk. Mutluluk o hastabakıcı yada temizlik görevlisinin “10 dakika hava aldıktan sonra kapatmak zorundayım” cümlesidir .. Hastane odaları sürekli steril olması için eşsiz çaba gösterilen ki elbette çoğu odanda temiz olan ama orada kalma süren arttıkça kendini pis hissettiğin yegane yerlerdendir .. Yani sabahın erken saatlerinde kalk borusu ile uyanır gibi “kahvaltınızı alınız” komutu ile güne başlarsın takriben başlama saatin ise saat 06.00’dır . Hemen akabinde rutin takip için gelen hemşire hanımlar uyku ile arana koyman geçici mesafeyi ayarlaman gerektiğini sana hissettirir ..Ve temizlik saati oda silinecek çarşaflar değiştirilecektir. Gelen temizlik görevlisi kadınlar öylesine ışık hızında hareket ederler ki öğlen tatiline kadar bitirmeleri gereken oda sayısını hesaplarlar zihinlerinde. Ve paspas kokusu o paspas kokusu da işte kendini pis hissetme duygusunun kaynağıdır esasen.
Odanın bir köşesinde unutulan çorapları hepimiz tanırız hepimiz biliriz ıslak bez kokusunun dayanılmaz buhranını. İşte o paspas; çamaşır suyu kokusu ile birleşince ortaya formülü henüz net olarak ortaya konulamamış kokuyu ortaya çıkarmaktadır. Burada zinhar görevli arkadaşları yaptıkları işi eleştirdiğim fikri gelişmesin bir evi temizlemek ayrı bin evi temizlemek ayrıdır. Onlar sağlık emekçileridir onlar hastanelerin temizlik melekleridir ki onlar da bu kokunun kaynağını bu kaynağı kurutmaya yönelik yaptığı çalışmaları ve bu çalışmaların nasıl sonuçsuz kaldığını hasta ve hasta yakınları ile paylaşmaktadır. Heyhat o kokuyu giderebilmek belki de 12 bilinmeyenli bir denklemi çözmek gibidir. .. Sen odayı temizlemek amacıyla gelen görevlilerin gözünde birere leke gibi olabilirsin , o kadar çok leke görürler ki o lekelerin renklenin ne olduğunu öğrenmek için zaman ayırmaları her zaman olası olmayabilir.
Hastane enteresan bir kast sistemi vardır olması da gereklidir ama bazılarına göre o kast sisteminin son halkasında yer alan hasta bakıcıları insan değildir onlar birer makinadır. İşte ah o insanlar yok mu o insanları makine gibi görenler yok mu , çok çok çok .. İşte onlar onların o hareketleridir hasta bakıcılarının soğuk savaş açarak o odaya girerken negatif enerjilerini bırakıp gitmelerine neden olanlar. Sen kalçalarında ağrı kesicilerin geçici olarak yaşattığı huzurun keyfini sürerken, ki o anlar da pencere ile kolu buluşmuştur ve günün en güzel anlarını yaşıyor da olabilirsin .. Bir hastabakıcının can alıcı cümlelerini duyabilirsin. O hata bakıcıdır onun iş kıyafeti mavi ya da yeşil iş takımı temizlik bezi ve kovadır. Önce seni süzer. Süzgeç takımları çok iyi çalışan bu taifede yer alan insanlar senin pijamandan yanında olan hastabakıcıdan ya da hepsinden de öte bakışlarından hangi sınıfa ait bir insan olduğunu tahmin etmekte zorlanmaz. “Ait olunan sınıf” tabiri de neyin nesi kimin fesi.Var öyle bir fes var öyle bir ses.
Ama ben iyi insanlar ve kötü insanlar sesi olarak sadece iki fes tanımak istiyorum sadece iki ses olduğunu düşünüyorum. İşte o kadın ballerine cifin hastanedeki yüzü. Seni ölçer süzer biçer işini gücünü genel hali ile hemencecik öğrenir. Senin için yatakta diğer tarafa dönmek atomu parçalamak kadar zordur o an. Ama dinlersin . Ve o der ki; “Misal abla benim oğlum şimdi burada 40 derece ateşi var ve hastanedeyiz. Onu alıp doktora götürmem lazım ama aynı zaman da bu kattaki tüm odaları da temizlemem lazım. Şimdi alıp götürsem doktor hanım da getir dese arkadaşlarla yardımcı olsa öne geçsem muayene için. Diğer hastalar ne der kostümüm olduğu için hemen kendine torpil yaptı demezler mi? Sokundurmaya başlamazlar mı? Karınlarından konuşmazlar mı?.. Konuşurlar hem de ne biçim….” O an gülümsersin kalçalarındaki sızı ameliyatın ağrıları bir an yok olmuştur acı ve kekremsi bi gülümseme gelip yüzüne konmuştur…










