Yayınlanmış
Yazılarım
Şort kısa yara derin!
“Geçen yüzyılın sonlarında polis bir buluşma evinde 12 ve 13 yaşlarında iki küçük kız yakalar; kızların da tanıklık ettiği bir dava açılır; kızlar kelli felli beyler olan müşterilerinden söz ederler kızlardan biri, ağzını açıp bir ad verecek olur. Savcı hemen atılır: Dürüst adamın adını lekelemeyin! Yakasında onur nişanı taşıyan bir bey küçük bir kızı kirletirken de dürüsttür çünkü bazı zayıf yanları vardır ama canım kimin yoktur ki?” (Kadın -İkinci Cins, Simone de Beauvoir)
SADE VE SADECE ….
Tolga Şardan’ı yakın tanımam ama Ankara’da bir dost meclisinde denk gelmiştik bir kez. Sade ve sadece gazetecilik yapan değerli bir isim ortak samimi dostlardan da dinledim onu. Yıllar yılı marka değerini yükselttiği “Milliyet Gazetesi’ndeki haberlerini okumuştuk. O Milliyet ki iki satırla anmadı haberleştirmedi bu haksız göz altını.
Örgütlü mücadele, amiral gemisi ve Alişan
Yıllar önceydi Altın Portakal rüzgarında sinema ile şifalanan ve öğrenen bir genç olarak bugün de çok iyi işlere imza atan o güzel adamın ‘sigortası’ olmadığı öğrenmiştim. Kıymetli sinema insanı hastalanmış aciliyete bağlı hastalık masrafları vakıf kasasından karşılanmıştı. 2000 lerin başındaydık. beyaz perde parlak ama arka sokaklar sanıldığı gibi renkli değildi hiç te olmamıştı.
Onur, Empati, Toki
Sosyal medyada =erkekyerinibilsin hashtag ile açılan kampanya bilinçaltında kadın ve kadın kimliğine yönelik yerleşen küçültücü ve aşağılayıcı söylem kalıplarını bir kez daha gözler önüne serdi. Meğer ne çok söylem biçimi varmış değil mi ‘kadın’ı kötü hissettiren zaman zaman da mide bulandırıcı olan. Ardından Onur Haftası.
No To Racism
“Hiçbir şey gerçek anlamıyla düzenli değil . Düzenli gibi görünenler de dekordan ibaret” Bu cümle birlikte çalışma şansından öte samimi sohbet edebildiğim bir insanın kitabından. Söylemi,eylemi ve yazım dilindeki uyuma duruşuna ve ince zekasına hayran oldum bir yazar kendisi. Diyor ki; ‘Burası Gelişine Vuranların Ülkesi’ .Evet tam da öyle burası.
Nemrut, Beton Şefkat Üzerine
Seyretmek için ince ince bakmak gerek. İncelmek için de kırılmak gerekiyor . Kırılmak ; hayat ve zaman içinde yol almak demek… Kırgınlık ve kırıklık farkındalık yaratmak için bir eşik aynı zamanda. İşin güzel tarafı da ışığın kırıklıklar arasından yükselmesi Leonardo Cohen’ in dediği gibi…
Burası muz cumhuriyeti mi?
Yavuz Turgul’un kaleme aldığı ‘Sultan’ filminde Kartal Tibet yönetmen koltuğunda idi. 1978 yapımı film topraktan kopuşumuzu, köyden kente yığılan milyonları ve beton uygarlığa geçişin sancılarını çok iyi özetleyen bir filmdir. Öğlen matinesinde doğum yapan kadınları sakinleştiren bekçi rolünün hakkını fazlası ile veren İlyas Salman’dır filmde.
Mucize Eşittir Elif ve Ayda
Aklıma hep Veli Göçer geliyor deprem deyince. Depremle özdeş bir isim olarak kazınmış zihnime ..30 Ekim 2020 günü İzmir depremi ile alt üst olan ruhlarımız yeniden derbeder oldu kabak bir karpuz gibi ortadan ikiye ayrıldık yine yeni yeniden.
Kırmızı Oda
Yakınlaşmak için uzaklaşmak gerekiyor gelmek için gitmek ısınmak için üşümek gerekiyor. Zıtı ile mümkün bazı hislerin hakkını verebilmek bazen de. Işık hızı ile akan günler içinde an ben an ıslandığımız enformasyon yağmurunda ara ara detoks yapmak lazım durmak lazım akmak için. Ah Melih Cevdet Anday nasıl da güzel ifade etmişti zamanı değil mi?
KÜÇÜK, SİYAH ,ÇİRKİN 2 PATİNAJ 2
‘Ben senin yapmadığını, yapamadığını yapamayacağını yaptım. O küçük, çirkin siyah kıza baktım ve sevdim onu ‘ Tony Morrison. ‘Billoard Women Music’ yılın kadını şeçilen Madonna, yaşadığı mobbing ve taciz hadiselerini anlatmış, ‘Hayatta en büyük başarısının hala ayakta kalmak olduğunu’ söylemişti. Yukardaki cümleler 2 yıl önce bir gazete köşesinde yazdığım ‘Küçük, Siyah, Çirkin’ adlı yazımın girişinden.









